Paint it black

Rolling Stones'un bir şarkısı aklıma takıldı bugün. Full Metal Jacket'tan bir sahnesini buldum. Hatırlar mısınız? "No more will my green sea go turn a deeper blue I could not foresee this thing happening to you If I look hard enough into the setting sun My love will laugh with me before the morning comes I... Continue Reading →

Reklamlar

Hobi derken…

    Hayatımız enteresan. Her gün farklı kimliklerle yaşıyoruz. Geçen hafta Üniversite'de yoğun bir hafta, Vakıf'ta farklı kurumlar ile işbirliği, yeni yayın politikası oluşturma, yeni proje yazımları, bebekli hayatla geçen hareketli bir hayat derken, her akşam twitter ile oyalanmanın canımı sıktığını fark ettim. Yerine ne koyabilirim, diye düşündüm. Kitap, evet, tez, evet... Bunların hepsi gece... Continue Reading →

Ceylan ve silah

Uzun bir aradan sonra merhaba. Buradan yine sevdiklerimi paylaşacağım. Video, yazı, fotoğraf vs. Bu video Vimeo'da gezinirken gözüme çarptı. İyi seyirler. https://vimeo.com/206041903  

Siyaset ile insan psikolojisi üzerine

Vimeo'da New York Times'tan karşıma çıkan bir video. Siyaset ile insanın "kesinlik" arayan yapısı arasında bir bağlantı kuruyor. İyi seyirler... Açamayanlar için link: https://vimeo.com/190154199 <p><a href="https://vimeo.com/190154199">The Price of Certainty</a> from <a href="https://vimeo.com/newyorktimes">The New York Times - Video</a> on <a href="https://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>    

Tokyo: timelapse

Büyüleyici... Justin Tierney'in bir çalışması. Zaman nasıl akıyor, bizler o ışıklar içinde ne miniciğiz aslında. Aerial Arterial—Tokyo From Above (At The CONFLUX Part One) from Justin Tierney on Vimeo.

Hikayesiz hikaye

Uzunca bir yol, kıvrılarak akıyor; daha önce gitmediğim kıvrımları beni telaşa sokan bir yola doğru. Bir takım şarkılar arkada dönüp duruyor. Sıkılıyorum çoğu zaman şarkılardan, aklımda türlü günün kalıntısıyla, şarkıların bazen depresif doğası, bazen gümbürtüsü; elim direksiyonda bazen iç çekerek kullanıyorum arabayı. Uzun ikili yolları hep sevmişimdir, bilirsin. Az önce dinlediğim  Joan Baez'in bir şarkısı, player'da döne döne sıra... Continue Reading →

Bugün öteki olarak etiketlenenlere…

2013'ten sanırım. Değişen pek birşey yok.  Canım çok sıkkın, ülkeden, kariyerini inşa etmek, ihale almak için siyasete girenlerden...  Bugünlere olumlu bakmanın en iyi yolu; siyasetin ters yüz olduğunu hep beraber görüyor olmamız.  Neyse, aklıma tam da bu şarkı düştü... 1967 yılında yazıldığını düşündüğünüzde; 1968 yılının öncesinde tamamen yeni uyanan bir nesli ve bir dünyayı anlatıyor.... Continue Reading →

“İnsanlarda hayal gücü diye bir şey yok…”

Yine eskilerden...  Acıyı yazmak istemiyorum, ülkenin içinde bulunduğu bu kara girdaptan söz etmek her defasında daha zor geliyor. Hepimiz, twitter timeline'ından dönüp dolaşıp aynı kelimeleri söyleyip duruyoruz. Göz göre göre geldiğini acıyla anladığımız ve elimizin kolumuzun bağlandığı Soma katliamı, protesto eden vatandaşa tekme - tokat atacak kadar bir gözüdönmüşlük, siyasi yalanlamalar; Okmeydanı cinayetleri, yanlı Gezi duruşmaları, başbakanın hedef gösteren günlük azarları, sermayenin yeni yerinin belirlendiği siyasi dengelerde cumhurbaşkanlığı seçimleri adına savrulup duran günlük gündem... Rojava'da yaşanan ölümler, arkasının nereye varacağını bilmediğimiz yeni siyasi dengeler... Yanısıra toplumsal bir cinnet... Kutuplaşma kelimesi yetersiz, vicdan kelimesi çözümsüz. Durmadan halının altına süpürdüğümüz ölümler, haksızlıklar... Üst üste konduğu zaman zemini belirsiz bir legoda nefes almaya çalışır gibiyiz. Başbakanın "ölmüştür, geçmiştir" açıklamasının sırrını da buradan belki çözebiliriz. Nasılsa her şey çözümsüz, sonsuz, bitimsiz bir haksızlığa ulaşacak... Keşke farklı olsa bir gün. Keşke... Yine basit metinlerde gezinirken buldum kendimi, insani metinlerden birinden bu alıntı. "Ne tuhaf bir gezegen" diye düşündü. "Kupkuru, sipsivri ve tuzlu mu tuzlu. Ve insanlarda hayal gücü diye bir şey yok. Kendilerine her söyleneni yineliyorlar... Gezegenimde bir çiçeğim vardı: Her zaman söze o başlardı..."... Continue Reading →

Gece notları: Dostluk, kader ve diğerleri

Eski bir yazıyla ısınma turlarına başladım. 2012'de yazdığım bir yazı esasen, köprülerin altından çok sular aktı.  Yazılara ve gece notlarına uzunca bir süre ara verdim. Oysa yazmak kadar insana iyi gelen bir ifade biçimi yok, ara verdikten, bir süre denizlere baktıktan; epey zorlu geçen ardımda bıraktığım bir kaç yılı devirdikten sonra A. Kadir'in şu dizeleri... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: