Bir ruh ikizi üzerine denemeler…

Walter Benjamin 1892’de Berlin’de doğdu, ölümü trajik bir şekilde oldu; kimimize göre trajik elbette-kendi istediği bir biçimde oldu. Fransa sınırındaki bir kasabada Port-bou’da intihar etti. O dönemin kırılan siyasi atmosferinde farklı siyasi düşünürlerle Besim Dellaloğlu’nun kelimeleriyle “Hiçbir zaman iyi bir Marksist olmadı. Tıpkı iyi bir Yahudi olamadığı gibi…. Hem Scholem, hem Adorno, hem Brecht ile yakın dost oldu. Belki de bunların hiç biri Benjamin’in diğerleriyle dostluğuna iyi gözle bakmadı. Ama o, onların her birinde kendini bulabildi….Bir “flaneur” olmaya özendi; hem mekanlar arasında, hem fikirler arasında, hem insanlar arasında.” Flaneur, dışarıdakini içeri alan; sokak ile evi bütünleştiren bir adamı da gösterir. Flaneur imgesi aynı zamanda bir Aylak Adam imgesidir….Başyapıtsız bir akıl oyuncusu olarak hem teoriye hem de yaşama, dostluklara farklı renkler kattı.

1930’lu yıllarda, hem Schmidt ile hem de Adorno’yla arkadaşlığının olması muhtemelen bir “ajan” olarak bakılmasına neden olmuştur. Gözönünde yer almayan Schmidt ile bir mektup arkadaşlığı, yasa ve adalet kuramlarını tartışmalarını da içerir; Hitler döneminin yasa koyucusu ile kendini hiç bir kampta tanımlamayan bir düşünür. Carl Schmidt’in karşı kampında yer alan, Nazi kamplarından kaçan Frankfurt Okulu ve eleştirel kültürel kuramın teorisyeni Adorno, Benjamin’i tanımlarken şu cümleleri kullanıyor:  “Benjamin’e yaklaşan herkes, kapalı bir kapıdaki bir çatlaktan, onun ardındaki ışıklı Noel ağacına bakan bir çocuk gibi hissetmek zorunda kalıyor.” Muhtemelen, barış vurgusunu ön planda tutan bir düşünür söz konusu olan.

“Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz günler” belki de Weimer Cumhuriyeti Anayasası’nın “kamu düzeni ve güvenlik ciddi biçimde tehlike altındaysa” yaklaşımıyla aynı yere düşer. Bu noktada, ciddi bir tehlike altında olup olmadığımıza karar verecek olan güçler “egemen” güçlerdir.

Benjamin’in çizgisel ya da doğrusal bir tarih anlayışından ayıran şey, onun “olağanüstü halin” yaratımına yaklaştığı vurgudur. Olağanüstü hal nedir? Faşizmden bahseder Benjamin, Carl Schmidt ile ayrıldıkları noktada muhtemelen budur. Schmidt, ilahiyatı egemenin diline sokar; modernleşirken ilahiyat uzaklaşmıştır ve kaybolan ilahiyat vurgusunun bir yere yerleştirilmesi vardır; bu da şimdiki anlamda söz ettiğimiz bir  devlet kutsallığı” anlayışıyla eşdeğer bir noktaya gelir; bu egemeni de aşan bir kutsallık vurgusudur. Bu noktada Benjamin şunu söyler metinlerinde “Ezilenlerin geleneği gösteriyor ki, içinde yaşadığımız olağanüstü hal, istisna değil kuraldır.”

Gerçek olağanüstü hal ise hukuk ile adalet arasındaki bir çizgide yakalanabilecek bir durumdur. İkinci Dünya Savaşı’nda bir yol kazası olarak inşa edilen olağanüstü halin “gerçek bir olağanüstü hal”e yol açması nasıl sağlanır? Gerçek olağanüstü hal neye işaret eder? Tarihsel bir parıltı anı mıdır? Bunların basit ya da bir kaç formülasyonla açıklanacak bir hali de yok elbette. Sadece yol kazası diye anlatılabilecek acılar ardından kazanımlardan medet uman bir uygarlığın devamıyız hem geçmişimizde hem de günümüzde.

Hayatta bir ruh ikizi olarak tanımladığım Benjamin, her zaman istisnaların altını çizer; söyleyecek sözü olmasa da gösterecek şeyleri vardır. Fragman fragman hayatımızdan geçen istisnalar ve onun zamanımız ile mekanımızda yer ettiklerinden de söz eder. “Kendi bugünü, zamanın içinden geçtiği, dün ve yarının arasındaki zincir olarak değil, geçmişin kayıplarına bir yas kapısı açan, dün ve yarının arasındaki zincir olarak değil, can veren, onların belki bir pasajdaki gibi koruma buldukları bir monad, bir kristal zaman olarak yaşar ve gösterir.” Bizim sürekli çözmeye çalıştığımız, tarihin ve geçmişin yeniden inşasıdır. Bunu ulus-tarihsel bir zaman inşası ya da yeni bir siyasi tarihin inşası olarak okuyabiliriz. Bugün adına alternatif dediğimiz de tam da bu noktadır. Bilgi birikimimiz, kendi öznel birikimlerimiz, hem varolan inşaların üzerine çıkmaya hem de yeni oluşturulmaya çalıştırılan inşalara karşı çıkmaya yetecektir. Faşizm, bir istisna değil bir kural olduğuna göre; kendi istisnalarımız “gerçek bir olağanüstü hal” yaratmamızın önünü açacaktır.

Bu dağınık cümleleri, Benjamin’in satır aralarında ve dilimizin ucunda kalmadan şöyle tamamlayayım: “Nedir çözülen? Ömrün bütün soruları manzaramızı kapatan bir ağaçlık gibi kalmaz mı geride? Ağaçları köklemek ya da hiç değilse seyreltmek hiç aklımıza gelmez pek. Yürümeye devam ederiz, geride kalır ağaçlık; uzaktan bakıldığında gerçi topluca görülebilir haldedir, ama bulanıklaşmış, gölgelenmiş ve o ölçüde de esrarengiz bir yığına dönüşmüştür.”

Ardından Aylak Adam’dan bir alıntıyla da tamamlayalım bu ufak denemeyi: “Uyuyamadan yattığında kafası durmadan yazdıklarıyla uğraşırdı. Çoğu geceler, o gün üstünde en uzun durduğu cümle gelip onu bulurdu. Alışmayı anlıyordu. İşte insan beyni bile alışıyor, hep aynı şeyi tekrarlıyordu. Boyuna “karıncalar bilmeden severler” diyordu. Öte yanına dönüyor, kurtulamıyordu. “Uyumam gerek” diye düşündükçe kafası sanki “Olmaz!” diyordu , “Karıncalar bilmeden severler.”  
Geçmişe kaplan sıçrayışları yaparken; hangi anı hangi bir diğer anın içine çekeceğimizi ve o iki anın arasında oluşan diyalektiği nasıl çözeceğimizi düşünmemiz gereken dönemlerden geçiyoruz. Yani karıncaların ormanlardan geçtiği bir dönemlerden geçiyoruz ve yine tarihin her dönemecinden yara alarak geçtiğimiz gibi. Adaletin yeniden insanı temele alarak kurulacağı bir dönem için… Çünkü karıncalar, bilmeden de olsa, sever.
Kaynakça:
Walter Benjamin Özel Sayısı, Cogito Sayısı,YKY Güz 2007.
Yusuf Atılgan, Aylak Adam, YKY, s. 42
Karınca fotoğrafı: Özge Mumcu, 2007, Büyükada.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: