"Merhaba, tanışalım mı?"

Portoriko Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, bilim adamları yeniden fareler üzerinde bir deney yaptı. Bu deney, geleceğimize dair bir “unutma” mekanizması yaratıyor. “Farelerin beyninin duygusal hafızanın oluşumunda rol oynayan bölümüne hafıza ve öğrenmede kilit öneme sahip BDNF (Beyin Kökenli Nörotrofik Faktör) proteini enjekte edildi.” Bu proteinle, kötü anılar siliniyor yerine korku ve travma hissi yaratmayan bir başka anı geliyor; bir aşk sahnesi mesela ya da bir başarı öyküsü. “Science” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atan bilim adamlarına göre, bu durum tehlike veya korku hissi uyandırmayan başka bir anının, “strese neden olan öğrenilmiş anının” yerini aldığını gösteriyor. Öğrenilmiş an ya da öğretilen an hayatta başa gelen bir anın yerine geçiyor; özetle ne gam kalıyor ne de kasavet bünyede.

Araştırma, antidepresanların da bu unutma sürecini uzun vadelere yaydığını ama yeni bir ilaçta üretileceğini de belirtiyor.

2004 yılında çekilen animasyon filmi Kayıp Balık Nemo’da, balık baba Marlin, karısını kaybetmiş ve oğlunu tek başına büyütmektedir. Bir gün Nemo büyür ve macera peşinde koşmaya başlar. Marlin de Nemo’nun peşine düşer ve birbirlerini aramaya koyulurlar. Macera bir kanalizasyondan, dereye, oradan denize, okyanusa derken karşılarına envai çeşit deniz hayvanı çıkar ve türlü macara yaşarlar. Karşılarına hayvanlardan biri de kısa dönemli hafıza kaybından muzdarip Dory adlı balıktır. Marlin, bu tatlı ve hafızasız Dory’ye her defasında ona ne yapacağını anlatır ve Dory yapacağı görevi öğrenir, her defasında çok heyecanlanır, “yapacağım şimdi.” der. Ardından bir boşluk ve Dory’den bir “Merhaba, tanışalım mı?” sorusugelir.

Kraliçe Loana’nın Gizemli Ateşi‘nde ise Umberto Eco, İtalya tarihini bir hafıza kaybının ardına saklar. Eski kır evindeki tavan arasında karşılaştığı çocukluk fumetto’larıyla kendi tarihini ve izlenimlerini yeniden keşfeder. Kendini, bir ülkenin tarihinde, bir tavan arasında, çocukluk pişmanlıklarında, çocukluk heyecanlarında yeniden bulur ve kendini yeniden yaşar.

Hayat, pişmanlıklarımızla, yaşadıklarımızla, yaşamadıklarımızla, iyisiyle, kötüsüyle, utancıyla, sevinciyle yaşamayı da öğrenmemizi gerektiriyor.
Eğer yaşadıklarımızı unutursak bir gün hepimiz Dory gibi şirin ve tatlı unutkan insanlar olacağız ve sürekli yaşadıklarımızı unutup birilerine “Merhaba, tanışalım mı?” diyeceğiz ya da tavan aralarına dalıp gamımızla kasavetimize ne kadar da ihtiyacımız olduğunu hatırlayacağız.
Bilmem, hangisi iyi ki?

Kaynakça:

http://www.t24.com.tr/haberdetay/80157.aspx

Bir de: Dory, öndeki gülen mavi balık 🙂

Fumetto: Çizgiroman

Reklamlar

"Merhaba, tanışalım mı?"” için bir yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: