"Yalnızca sen kurtarabilirsin kendini"

Bazı ufak tefek ama etkisi kendinden büyük kitaplar insana dünyayı çok net anlatır. Yıllarca akademinin içinden çıkamadığı “Komünist Manifesto” nun İthaki Yayınları’ndan çıkan Almanca-Türkçe çevirisi sadece 148 sayfadır; ikiye böl 74 sayfa. Bu 74 sayfa için insanoğlu içinde bulunduğu sistemi anladı, bir diğeri ona karşı çıktı. Net ve açıklayıcı bir metin olması belki de bu kadar içselleştirilmesinde önayak oldu.

“Gelmiş geçmiş bütün toplumların tarihi sınıf savaşımları tarihidir.” der Manifesto. Bu söz, tarihi yazanların tarihi değil yazılanların tarihi üzerinden yeniden yazmanın işaret fişeğidir aynı zamanda. Kentsoyluluk (burjuvazi) ile proleterya arasında net bir çizgi çizerken Marx & Engels şunu söylerler bu metinde: “Kişinin değerini değişim değerine doğru çözüştürdü, edinilmiş, kazanılmış, sayısız özgürlüklerin yerine şu biricik acımasız tecim (ticaret) özgürlüğünü koydu. Kısacası dinsel, siyasal kuruntularla perdelenmiş sömürünün yerine açık, utanmaz, doğrudan ve kupkuru sömürüyü geçirdi.” (s. 73)

Sadece bu cümle dahi, burjuvazi ile emek gücü arasındaki çelişkinin yerine koyduğu “yeni” değerleri gösteriyor. Yeni değerlerle kurulan sömürü ilişkileri yeni ticari özgürlükleri getirdi; yeni ticari özgürlükler beraberinde bir “kültür”ü de taşıdı. Bu kültür, bireyin yaşamının her aşamasına da söz geçiren bir kültür işte. Converse’le sokak kültürünü tadın, Camper’la daha elit bir kültürü…

Kültür siyasetin de, bireyselliğin de bir yansımasıdır her zaman. Buradan bir başka minik kitaba geçmenin yeridir belki de; Wilhelm Reich’ın 127 sayfalık “Dinle Küçük Adamı” na. Bu küçük adam, minicik olduğunu ve  büyüklerin kendisinden daha iyi düşündüğü de düşünen bir adamdır; bir nevi düşünmeyen adamdır işte. “Kişisel özgürlük” ve “büyüklük” yabancı ve karanlık sözcükler olduğu için “ulusal özgürlük” ve “devletin yüksek çıkarları” nitelemelerine alkış tutuyorsun sen.” Reich, küçük adamlardan korkar bir yandan da; her tarihte alkış tutacakları bir büyüklüğü bulacaklardır ve de insanlığın yazgısı onlara bağlıdır. “Gündelik hayatında eğer, kendine birazcık saygın olsaydı ne hayatın sensiz sürmeyeceğini bilseydin, tam anlamıyla bilseydin, dünyadaki hiç bir polis örgütü seni ezecek güçte olmazdı. Bunu söyledi mi kurtarıcıların sana?”

Bu ufak, tefek kitapların okunduğu zamanlarda, sarımsı, boyası yer yer kabarmış duvarda yırtık bir afiş duruyormuş. Afişin sağ alt kısmı yırtılmış, yırtılırken ardındaki o sarımsı boyanın bir kısmını da koparmış. Afişin tam ortasında şu yazıyormuş: “Dünyanın tüm halkları birleşin!” Zaman, faşizmle özdeş biçimde o sarımsı duvardaki afişin bir kısmını belirgin bir biçimde bırakmış. Halk ve bir ve dünya o sarımsı rengin içinde kaybolup gitmiş.

Dünyanın adı gitmiş afişten ama büyük adamlarla küçük adamlar hep kalmışlar; Reich’ta, bakmış dünya işin içinden çıkıp gidecek şunu demiş satırlarında “Birbirinizi kucaklayın dünya insanları!…Son verin bu top seslerine. Onlar, kendilerini hayat karşısında umutsuz buldukları için geçtiler topların başlarına.” Çünkü artık “yalnızca sen kurtarabilirsin kendini” bu sistemden; diğerlerini de kucaklayarak.

Kaynakça:
Marx & Engels, Komunist Manifesto, İthaki Yayınları
Wilhelm Reich, Dinle Küçük Adam, Oda Yayınları

Fotoğraf: Dinle Küçük Adam, Sayfa 17.

Reklamlar

"Yalnızca sen kurtarabilirsin kendini"’ için 2 yanıt

Add yours

  1. Başka bir ufak tefek kitap ise Mülksüzlerdir; Ursula Le Guin'in Mülksüzleri."Bize birbirimizden başka kimsenin yardım etmeyeceğini, eğer elimizi uzatmazsak hiçbir elin bizi kurtaramayacağını biliyoruz. Uzattığınız el de boş, tıpkı benimki gibi. hiçbir şeyiniz yok. Hiçbir şeye sahip değilsiniz. Hiçbir şey sizin malınız değil. Özgürsünüz. Sahip olduğunuz tek şey ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir. …" Kitabın başından başka bir alıntı da kitabı özetliyor aslında : “Bir duvar vardı. Önemli görünmüyordu. Kesilmemiş taşlardan örülmüş, kabaca sıvanmıştı; erişkin biri üzerinden uzanıp bakabilir, bir çocuk bile üzerine tırmanabilirdi. Yolla kesiştiği yerde bir kapısı yoktu; orada yerin geometrisine indirgeniyordu; bir çizgiye, bir sınır düşüncesine. Ama düşünce gerçekti. Önemliydi. Yedi kuşak boyunca dünyada o duvardan daha önemli bir şey olmamıştı.Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: