Saydam Ölüm

Nisan 2010

Yıl 1907. İki göğsümün arasından vuruldum. Sıkılan revolverden çıkan kurşun bana geldi. Tetiğin çekildiği anı gördüm. Kurşunun silahtan çıktığı anı da gördüm. An uzadı, uzadı ve birdenbire an bitti.

Yerdeydim. Gözlerimi iki göğsümün arasına çevirdiğim zaman kanımın yavaşça yayılmaya başladığını gördüm. Ben yerde; göğüslerim iki tepe; tepeden aşağı akan bir sızıntı. Kan sızıntısı uyluklarıma doğru inerken gözümün önüne küçük bir çocukken beyaz kağıda çizdiğim iki tepeden aşağı akan nehir geldi. İçinde o köy evlerinin de olduğu pastoral resim.

Ben güneştim şimdi; tepesinden bakarken sağa doğru eğdim kafamı. Elim nehrin başında onu durdurmaya çalışırken beynim bambaşka bir yere doğru kayıyordu. Anın yakıcılığını unutup o eski günlere ve hallere doğru…

Bir ömürlük güneşliğim, bir silah sesiyle kaybolup gitti. Anım geçmişin puslu atlasında bir taze temizlikti.

Ve sonra nehir akmaya devam etti. Gözlerimi açık tutamadım. Bir ömrün renkleri kanımın nehrine karıştı, aktı ve gitti…

Oysa, bir kapı deliğinden baktığım için hep, başıma asla kurşun gelmez demiştim. Işık hızıyla geldi.

Ve noktası da bu kadardı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: