Nehir, zaman, ses…

Bir ses çağırdı onu ve yanına gitti. Sesin kendisi o kadar etkileyiciydi ki, yanına gitme haliyle, kaçınma hali aynı nehirde kavuşarak aktı gitti.

Sesin izi…

Ses konuşurken onu susturdu. Dinle dedi, ona, çok konuşuyor, büyüyü bozuyorsun. Diğer ses konuşmaya devam etti. Sustuğu zamanlara eskide kaybettiği zamanlardı diye bakmaya başlamıştı, çoktan beri.

O ses de konuştu. Baktı, konuştu. Durdu, konuştu.

Sonra diğerleri konuştu. Bir ses, diğerine karıştı. Kulağın bir yerinden gelip bir yere uçuveren o kelimeler, her bir sesin kendi deneyi, kendi korkusu, kendi koruma kaygısı, kendiydi. O kelimeler korkutucu, üzüntülü, kaygılı o her biri birbirinden temkinli ve kendi hayat deneyimi ile gözlemine dayalı kelime aktı gitti, uçamadan zihninde takılı kaldı ve durdu.

İlk ses tokluğunu yitirdi ve tedirgince çağırmaya devam etti. Onun sesi, diğer seslerin arasında kaybolmaya mahkumdu.

Oysa o ilk ses ne kadar tok, ne kadar güvenilir; ne kadar hayata açıktı.

Sonra nehir durdu, zaman akmaya devam etti.

Korkutucu, üzüntülü, kaygılı, hayattan korkan o sesler konuşmaya devam etti. Bir koro olunca o sesler, o ilke çağıran sesi, o tok sesi özler oldu. Kendi sesini duyamayınca da, bir ses daha koroya karışır oldu.

Yağmur nehire akacakken, cılız bir dere kendince kayboldu gitti.

Zamanın eli değince işte… Bir başka hayat hali de zamanın içinde yitip gitti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: