Düş Köprüleri kurulurken..

Bir kaç gün önceki "hayat çok acayip food court'lar neyim" başlıklı yazımda zaman, an, zamanın kapitalizm tarafından kullanılması gibi kavramlar üzerinde durmuştum. Zaman, "an" ve mutluluk, üzerinde düşündüğüm kavramlar. Floransa, 2010, ÖM.Tesadüfler, karşılaşmalar, zamanın bir başka yüzü de onlar. "Geçmişin mırıltısı karşılaşmalarla duyulur; onlarla ilgili ruhani deneyimin ise önceki yaşamda yeri vardır." der Walter Benjamin,... Continue Reading →

Reklamlar

Convergence

Kadrajları çok güzel...Convergence - Short Film shot on Sony PMW-F3 from Martin Scanlan on Vimeo.

"Türk muhiti ne hale gelmiş?"

  Üst üste neredeyse aynı cümleleri okudum. İlginçti. Biri Bir+Bir'in Ekim sayısındaki "Dil Tarih Coğrafya" kısmındaydı, diğeri de Levent Cantek'in "Yusuf Ziya'nın Akbaba mizah dergisi" makalesindeydi. Her ikisi de Türk muhitinin değişmesi üzerineydi. Şimdi sırada, 1950'lerin sonlarında yazılmış iki metin; o metinlerden de iki alıntı. Burhan Felekİlkini Burhan Felek, Cumhuriyet gazetesinde yazmış: tarih 26... Continue Reading →

Boring…

Hayat çok acayip food courtlar neyim

Uzun zamandır aklıma takılan bir kaç soru var. An, zaman, anı yakalamak, hayatta mutluluk senin elinde vs gibi kavramlar. Bunlar için ayrılan bir dolu sektör; anını yakalayacak bir fotoğraf makinesi mesela bir şekilde facebook'ta tag'leyip "ahanda biz çok mutluyduk şu an" demek. Kendi adıma da fazlasıyla yapıyorum. Babam elime bir fotoğraf makinesi verip, haydi şunu... Continue Reading →

Kabuğundan Sıyrılanlara

Ferzan Özpetek'in Kutsal Yürek filmi, kabuğundan sıyrılanlara adanmıştır. Bu yazının bir kaç kelimesi şekillenirken film aklıma geldi yeniden. Irene karakterinin, onca zenginliği bırakıp yoksulları keşfetmesi. O dünyada "aklını sıyırmış" olarak algılanması. Bir sınıfa göre aklını sıyırıyorsun da, bir yerde bir başka hayatı yeniden buluyorsun. Hermes çantadan plastik torbaya geçmek mesela. Keşifler her zaman biraz zor. Tenden kabuğu... Continue Reading →

Uzak…

Bir süre her şeyden, netten metten, telden melden uzak dünyaya bakmaya gidiyorum.  Yanıma bu üç arkadaşı da alıyorum. Gelecek haftaya kadar yokum.Sonrasında beklerim. Bu kurban bayramında kesilen koyunlar adına bir ağıt benden gelsin:http://fizy.com/#s/1cab3a

Gül Erdost’un Ankara Adliyesi önündeki basın açıklaması

Sayın Basın Mensupları,Bugün, bundan tam 30 yıl önce burada, ağabeyinin gözleri önünde işkenceyle can veren İlhan Erdost için toplandık.Onur Yayınları’nın sahibi İlhan Erdost 5 Kasım 1980’de gözaltına alındı. Ağabeyi Muzaffer Erdost’la birlikte Ankara Sıkıyönetim görevlileri tarafından yasak kitaplar listesinde yer almadığı halde, Engels’in “Doğanın Diyalektiği” isimli kitabından iki adet bulunması neden gösterilerek gözaltına alındı.Önce Ankara... Continue Reading →

Toplumsal Bellek Platformu’nun Basın Açıklaması – 8 Kasım 2010

Toplumsal Bellek Platformu’nun İlhan Erdost’un öldürülüşünün 30. Yılındaki Basın AçıklamasıBasına ve Kamuoyuna,Rakel Dink ve Gül Erdost elele..Bizler, Toplumsal Bellek Platformu üyeleri, bu ülkede payımıza düşen acıları tâ can evimizde yaşamak zorunda kaldık. Sevdiklerimizi siyasi cinayetlerde yitirdik. Bizi acılarda akraba ettiler. Düşüncelerimiz, yaşama bakışımız farklı olsa da; evimizin, yüreğimizin içine düşen korla, ortak paydamız olan acımızla... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: