Hayat çok acayip food courtlar neyim

Uzun zamandır aklıma takılan bir kaç soru var. An, zaman, anı yakalamak, hayatta mutluluk senin elinde vs gibi kavramlar. Bunlar için ayrılan bir dolu sektör; anını yakalayacak bir fotoğraf makinesi mesela bir şekilde facebook’ta tag’leyip “ahanda biz çok mutluyduk şu an” demek. Kendi adıma da fazlasıyla yapıyorum. Babam elime bir fotoğraf makinesi verip, haydi şunu çek dediğinde 6-7 yaşlarında falandım. Güzel çektim mi bilinmez, ama o ilk fotoğrafım muzafferce durur albümümde. Şimdilerde aile üyelerimin portrelerini çekiyorum, yıllar içinde hepsi değişiyor, o anın resmini-kadraj iyi ya da kötü olsa da çekip- arşivlerimde saklamak gibi. Bilen bilir, bir makineyle dolanırım çoğu zaman.

Hah işte, tam bu nokta. “Carpe diem” deriz; anı yaşa. Ama çoğumuz o ana da geçmişi taşırız. Mutluluğu o anda yakalayamaya çalışırız; sonra da o mutlulukta geçmişle gelecek harmanlanır; hatırladığımız geçmiş midir, o andan bize kalan mıdır nedir hepsi birbiri içine girer gider.

Bob Marley “The good times of today are the sad thoughts of tomorrow” demiş bir gün. Onun içinde hazır bir sektörümüz var. Kendimde insansam ve saygı duysam da, bir terapiye gidip geçmiş anlarımızı konuşuruz uzun uzun. Onları da bugüne taşırız, ertesi günlere de; üzerine düşüneceğimiz ve sonra üzerine üzüleceğimiz çok anımız vardır. Olacaktır da bundan sonra. Bazen özleriz o anı, sonra püüf uçar gider.

Mesela aklımda çok tatlı ve güzel anlar var. Hayır, o dönemde kıymetini bildiğim anlar onlar. Eh, sonra zaman geçiyor, değişiyor ve üzülmeye başlıyorsun. Bunlar sadece aşka dair anlar değil elbette ki; başka küçük anlar. Bir bebeğin ilk bakışı, bir akrabandan gelen bir destek mesajı, bir çam ağacının kokusu, o sırada bir kuşun aklından geçeni okurmuşcasına camını tıklatması. Hepsi, bunların hepsi işte…Aklında o ana dair ne kaldıysa, ne kadarınla oradaysan.

Sonra akıl yorulunca bunları taşımaktan gönle havale ediyor. Gönülle akıl bir süre kendince mücadele veriyor. Kuş cıvıltısının sesini yeniden duyayım istiyor.

İşte bu noktada bir başka sektör devreye giriyor.İletişim sektörü, telefonlar vs. Kuş cıvıltısını duyabileceğin bir application yüklüyorsun mesela. Uyurken rahatça uykuya dalayım diye.

Bu karmaşık haller gündelik hayatın parçaları aslında. Bir duyguyu taşırken bir başka sektöre havale ediyoruz. Yaşıyoruz yaşamasına da, kendi zamanımıza bunları taşıyoruz; bunlarla beraber yaşıyoruz.

Sonra hep beraber bir alışveriş merkezine gidiyoruz. Değişen ışıklı bir “food court” ta yemek yiyoruz. Yediğimiz “fast food”u eritmek için de bir spor salonuna doğru yola koyuluyoruz.  O mall’daki elbiseye girmek lazım elbette.. Eh bir de bunun kolestrolü vs cae, doktor kontrolleri, anti-aging, estetik ameliyatlar vs…

Yaşam da böylesine akıp geçiyor işte…Yaşam hallerimiz çeşitli sektörlerde bir maniplasyon hali aynı zamanda.

Nostaljilere sarmamız boşuna değil ki. Belki o “an”dan kalan bizi anlatır diye…
http://fizy.com/#s/1rryrc

Reklamlar

Hayat çok acayip food courtlar neyim” için bir yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: