Tene Yazılan Ayetler üzerine ufak bir deneme

Mardin’e gitmeyi hep istemiştim.. Bu yıl iki defa farklı arkadaşlarım Mardin yolunu açtı. İkincisinde plan uydu ve Rengin’le yola koyulduk. Yollarda başlayan arkadaşlığımız yine yollarda devam etti. Rengin editördü; “Yavuz Ekinci” var dedi, “Çok sevdiğim bir yazar, o da gelecek.” dedi.Yavuz Ekinci’nin “Sırtımdaki Ölüler” ve “Tene Yazılan Ayetler” kitaplarını anlattı bir süre…


Sabancı Müzesi’nden Mezar Taşları…

Ertesi sabah,Yavuz ve Fikret ile, Mardin’de Mezopotamya’ya bakan kahvede buluştuk. Kahveye olan düşkünlüğümden olacak büyük bir özgüvenle “mırra istiyorum” dedim. İlk yudumumda da, unutamayacağım bir tadı arkamda bırakarak şekerli kahveye döndüm. Ardından bu ekibe Gani ve Nuran’da katıldı. Hasankeyf’te ise Mehmet. Mardin sokaklarını karış karış gezdik. İlk defa tanışmış olmama rağmen Fikret’in deyimiyle “neolitik çağdan beri” tanışıyorduk sanki!

Yol ertesi gün bizi Dara’ya, Midyat’a, Hasankeyf ve sonunda Batman’a kadar götürdü. Bir ilk daha; hem Mardin’e hem de o bölgeye ilk defa adım atmıştım. Gezi bitip evime döndükten sonra, tanıştıklarımın etkisi, Mezopotamya’nın büyüsü, Süryani kiliseleri, taş duvarlar ile evlerin etkisinden kolayca sıyrılamadım. Uzun dönemde anlatmaya da devam ettim.
Bu minik gezi yazısı, aslında benim “Tene Yazılan Ayetler”le tanışmamın bir hikayesi. Ankara’ya döndükten sonra Yavuz’un Doğan Kitap’dan çıkan kitabını aldım. Ve okumaya başladım. 2-3 günde bitirmeyi düşündüğüm kitap, hayat koşuşturmalarıyla benimle beraber bir süre daha gezdi. Geçen sabahi ezan sesiyle uyanınca ve bir türlü uyuyamayınca, günün etkilerinden uzaklaşarak, kitabı elime yeniden aldım. Sessizlikte kitaptan kopmam imkansız olmuştu.
Kitap Hizbullah’ın mezar evlerinin birinde bulunan yazar Asvas’ın hikayesini anlatıyor. Asvas’ın hikayesinin yazılması, 2010 yılının cumurbaşkanı tarafından “Asvas yılı” ilan edilmesi, bir işadamının bu hikayenin yazılmasını desteklemesi, faili meçhuller,devletin bu cinayetlerdeki rolü, Diyarbakır Cezaevi, Asvas’ın hayatının gizli köşeleri, o köşelerin peşine düşen yazarın yaşadıkları ve ölümsüz Utanapişti’yle ölümlü Asvas’ın kesişen hayatları. Ekinci, tarihe düşen anlatılardan özel bir kurgu yaratmış.


Ölüm anlatısıyla ölümsüzlük anlatısı arasında çok dengeli bir hat var romanda. Utanapişti ve Asvas, ikisi de hayatın farklı bölmelerini anlatıyor. Biri ölümsüzlük çukuruna düşmüş, yaşamını başka dönemlerde, her an yeniden yaşıyor. Asvas, Utanapişti’nin hayat verdiği edebi metinler arasında geziniyor.  Karşına Saragamo’nun Körlük’ü çıkıyor bir ara, bir anda Binbir Gece Masalları arasında bulabiliyor kendini ya da Yüzyıllık Yalnızlıktan çıkıyor. Hepsinden damıtılmış bir dil de Ekinci’nin kaleminden düşüyor satırlara.

Bir tadımlık kesit aktarayım romandan, Asvas’ın dilinden:

“Öykülerimde ağır ve karamsar bir havanın olduğu doğru. Ben doğuda doğdum. Ve burada büyüdüm. Çocukluğumdan beri her zaman çatışmalar ve operasyonlar vardı, şimdi de olduğu gibi devam ediyor. Bir savaş veya korku filminin sahnelerini aratmayan bir çok sahneyi defalarca gördüğüm gibi, burada yaşananlara da tanık oldum…..İnsanın en güzel yanı unutabilmesidir. Eğer insanın unutma yetisi yok olsaydı zor yaşardı. Bir de insanı yaşatan içindeki ölümsüzlük isteğidir. Ve bu isteği onu yeryüzünde güçlü kıldığı gibi yaşamasını da sağlıyor.” s.183.

Asvas, herhangi biri olabilirdi. Utanapişti de herhangi biri. Zaten herhangi biri, herbiri…İnsanı kendi öyküsünü anlatmaya iten şey, ölümsüzlüktür, diyor Ekinci.

Kayıp bir yaşamın edebi kurgusuydu bu kitap. Kayıp yaşamların. Faili meçhullerin, ölümsüzlüklerin…

Bir çocuk halinin gözünden bitirelim:

“….Kimi zaman adını okuduğum mezar taşındaki ölülere hikayeler uydururdum. Okumayı öğrenmemde mezartaşlarındaki yazılar etkili olduğu gibi, yazmaya başlamamda da onlara uydurduğum hikayelerin çok etkili olduğunu söyleyebilirim.”

Herkes ölülerine kendi hikayesini yazar.

Mezartaşlarındaki bütün hikayeler, ölenlerinin kendi dönemlerinin ve siyasetinin de bir anlatısı.

Kitapla ilgili bir başka yazı için tıklayınız: http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberYazdir&ArticleID=987506

Sırtımdaki Ölüler üzerine Rengin Arslan’ın yazısı: http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=6839

Söyleşisi: http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&kayitID=0&ay=6&yil=2010&bolum=3&sayfaNo=1

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: