"The despair of having everything"

Bir süre, okumalarımdan, altını çizdiklerimi yazacağım buralara. Tadımlık. Benim kendi adıma seçtiklerim; herkesin başka seçkileri olacaktır elbette. Sonrasında alıntısını verdiğim kitap alınsın mesela. Cümleler sadece 140 karaktere tıkılı kalmasın.Baudrillard'dan gelsin bugünkü alıntı:"...Sanılanın tersine mutsuzluk, mutluluktan daha çok para kazandıran bir süreçtir. İşte bu yüzden mutsuzluğun Kötülük sorununa son verebilecek ideal çözüm olduğu söylenebilir. Kötülük ve... Continue Reading →

Reklamlar

Audrey Hepburn- Dream a little dream of me

Shirley Horn

Bir miktar iç bayıcı, dikkat!

Eric Satie

Bazı parçaların reklamlarda kullanılmasına karşıyım. Bunun gibi...Ne yalın melodidir.

"o iki büyük güç, gurur ve alçakgönüllülük mutlu bir şekilde dostlukla birleşti.."

Walter Benjamin'den sonra yeni eş ruhum Soren. Çok eşli bir düşünsel hayata inanıyorum :))Buyrun bir kaç daha alıntı:"...kuşlar akşam dualarını okuyorlardı- canım bildiğim üç beş kişi mezarlarından çıkıp geldi, daha doğrusu sanki bana ölmemişler gibi geldi. Aralarından öylesine mutluydum ki, bana sarılışlarını dinledim, sanki bedenimden çıkmış gibiydim, onlarla beraber süzülerek açık gökyüzüne yükseldim - derken... Continue Reading →

Postmodern Yıldız Savaşları

Işın kılıcı elinde olunca sadece Darth Vader olman gerekmez ya. Bu video izlenmeli. Işın kılıcıyla biraz imtihan yapmaya gidiyorum.http://video.ntvmsnbc.com/isin-kiliclariyla-birbirine-giren-koyluler.html

Herkes için…

Engels, Marx’ın ölümünden sonra Komünist Manifesto’ya şu satırları yazar:  “Manifesto’ya yataklık eden düşünce- her tarih dönemindeki iktisadi üretimle ondan zorunlu olarak çıkan o toplumsal düzenin, o dönemin siyasal, düşünsel tarihinin temelini oluşturduğu, dolayısıyla bütün tarihin bir sınıf savaşımları tarihi, toplumsal gelişimin değişik aşamalarında sömürülen sınıfla sömüren sınıf, uyruk sınıfla egemen sınıf arasındaki savaşımların tarihi olduğu, ama... Continue Reading →

Kendi dünyanın hakimi

Duyguların ne acayip iniş çıkışları oluyor. Bir duyguya yaslanıyorsun mesela, o an o duygunun gerçek olduğunu düşünerek. Oysa duygu bu, anlık bir şey, sendeki geçmiş duyguları tetikliyor. O geçmiş duygular her neyse seni bu andaki insan yapıyor. O an sendeki insanı sev ya da sevme, kendinle bir şekilde yaşamak durumundasın işte. Ya kendini kabartıp dünyanın... Continue Reading →

"Kendimi inceliyorum" Soren Kierkegaard

150 yıl önce yazılmış şu satırlar dönemimizin "içe bakış" ritüelini en iyi anlatan veyahut aklayan cümleler."İnsan sadece başkaları için değil, kendi için de bir gizem olmalı. Kendimi inceliyorum; bundan sıkılınca vakit geçsin diye bir puro yakıp düşünüyorum: Tanrının benimle ne kastettiğini ya da benden ne yapmak istediğini sadece O biliyor." Sadece bunları yazmak bu filozofa da... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: