“Basın hem siyasi iktidar kıskacında hem de medya tekelleşmesinin baskısı altındadır ‘

İlker Cihan Biner’e teşekkürlerimle…
Özge Mumcu ismi bize çok şey hatırlatıyor. T24 adlı haber sitesinde yazdığı yazılar ve özellikle Birgün Gazetesi’ne verdiği röportajı okuduğum zaman bu ülkenin Özge Mumcu’dan öğreneceği çok şey olduğunu düşündüm. İsterseniz daha fazla yorum yapmadan Türkiye’nin bıçak sırtı konularını bir de ondan dinleyelim.

İlker Cihan Biner: Ergenekon meselesinde öyle bir noktaya geldik ki… Örneğin; son olarak Oda Tv adlı haber sitesi basıldı. Gelinen aşamada bir muhasebe yapma ihtiyacı söz konusu olsa nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

Özge Mumcu: Ergenekon soruşturması ve davası yine ilginç bir seyirde devam ediyor. En son Oda Tv sitesinin Yayın Koordinatörü Doğan Yurdakul “Arkadaşlar, digital korsanlık yoluyla üretilmiş bir delil nedeniyle tutuklandılar. 28 Kasım 2010’da ofisimizdeki bilgisayara virüslü bir dosya gönderiliyor. Bir saniye tarıyor ve siliniyor. Dosya bilgisayarımızda kalıyor. 30 sayfalık bir ‘Ergenekon’la ilgili bir dosya. Arkadaşlar bu dökümanın çıktısı mahkemeye verilerek tutuklandılar.” Elbette, iddia sahibi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Sonuçta internet üzerinden yayın yapan bir site, her türlü virüs taramasını, sitenin hack edilmemesi için gerekli önlemleri almıştır. Yurdakul’un bu iddiasının doğru olduğunu varsayarsak, ortaya vahim bir tablo da çıkıyor. Üstelik bulunan mermilerin iki günlük olduğuna dair bir videonun ardından bu göz altıların ve tutuklama kararının gelmesi, çok ciddi kuşkuları da beraberinde getiriyor.
Bu insanlar neden tutuklanıyor? Neden içeride tutuluyor? Yaşanan bu olaylar ileriki zamanlarda Türkiye’nin ciddi tazminatlar ödemesine de neden olacak gibi görünüyor.
Yine bu noktada, hapiste olan kişinin siyasi görüşünü sahiplenin ya da karşısında durun, bu tarz göz altıları ve tutuklama kararlarını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmemiz gerekir. İfade özgürlüğü ve sınırları da tartışılan bir kavram. Dünyada da, ülkemizde de ifade özgürlüğüne yönelik tehditler “devletin güvenliğine aykırı” yayın yapmaktan geçiyor. Şimdi, bu çerçevede düşünürsek, devletin güvenliğine aykırı yayınlar, bu dönemde de muhalif yayınlardır.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Basın özgürlüğü olmazsa olmazlarımızdan birisidir. Hazırladığımız kanunlarda basın özgürlüğüne önem veriyoruz. Anayasa’nın hükmünü de biz yazmadık; tüm özgürlükler sınırsız olmadığı gibi basının da tabi olabileceği sınırlama ve kısıtlamaları da doğal görmek lazım.” dedi. Özgürlüğün sınırı hangi nokta?  Kısıtlamalarda sınırsız bir durum söz konusu.
Ardından da, “8 yıldır faili meçhulleri konuşuyoruz, 8 yıldır kuyular kazılıyor, 8 yıldan bu yana toplu cesetlerin bulunduğu yerler araştırılıyor. 8 yıl önce bunları kimse konuşamıyordu, kimse itiraf edemiyordu. Bugün kurmay albaylar bile bu cinayetler sebebiyle mahkemelerde yargılanabiliyor. Belediye başkanları yargılanabiliyor. Şırnak olaylarıyla ilgili bağlantılı olarak söylüyorum. İlk defa bizim dönemimizde herkes yaşadığı acıları anlatmaya başladı, bu olayların üzerine gidiyoruz.” dedi. Susurluk Olayı 1996 yılında yaşandı. Babam 1993 yılında öldürüldü. Abdullah Çatlı’nın ismini ilk yazan da oydu. Asala militanlarını öldüren Çatlı. Siyasi cinayetler, derin devlet hep vardı; bunları AKP mi keşfetti? Bu toplum “karanlık için bir dakika aydınlık” eylemi yapmadı mı aylarca? Bu eylem daha sonra 28 Şubat’a doğru kanalize edildi. Oysa o zaman ilk çıkış noktası karanlıkların açığa çıkmasıydı.
16 Şubat 1992′de 2000′e doğru, ‘Hizbullah Çevik Kuvvet Merkezinde Eğitiliyor” manşetiyle çıktı. Saldırıda ‘gözcülük’ görevi üstlenen sanık Fuat Balca’nın ifadesine göre, eski sayılardan birini almak bahanesiyle büroya gelen Hizbullah üyesi Cemal Tutar, haberi yazan Halit Güngen’i ensesine sıktığı kurşunla öldürdü… Nasıl özetleyeyim bilemiyorum ama bu ülkede çok canlar yandı, gerçekleri yazdıkları için çok canların hayatına son verildi. Neden?  Komplo teorilerinden sıyrılıp olaylara etraflıca bakılması gereken bir dönemi yaşamamız gerekiyor.
’Ergenekon’a derin hakim sınıflar arasında bir savaş olduğu noktasından bakıyorum’’

İlker Cihan Biner: Ergenekon sürecinde şöyle bir ayrışma yaşandı. Kimileri Ergenekon sürecini askeri vesayetin rejiminin tasfiyesine yönelik büyük bir adım olarak değerlendirdi. Kimisi ise hâkim sınıf arasında bir çatışma olarak değerlendirdi. Siz hangi görüşe daha yakınsınız?

Özge Mumcu:  Genel olarak Ergenekon soruşturması ve davasını Türkiye’de oluşan eski kodların silinip yerine yenilerinin konulmaya çalışılması olarak düşünebiliriz. Nasıl? Ülkemiz siyasal ve yaşamsal kodların her daim yeniden kurgulandığı bir ülke. Bu ülkede yaşamak, yeni oluşan kodlara göre çeşitli tarafların oluşması ve oluşan bu yeni taraftarların da  “eski” görünen kodlara karşı savaş açtığı bir tuhaf düzende yaşıyor olmak demek. Çünkü “yeni” oluşturulan kodlar eski kodların kutsallıkları üzerinden görünmez bir sözel tankla geçiyor ve eski kodlar, yenilerinin altında ölüm kalım savaşı veriyor.
Türkiye’de özellikle son 4 yıldır yeni bir dönem açıldı. Ortalık toz dumandan geçilmiyor. Neden diye sorarsanız, geçmiş yeniden kurgulandı. Topumda öyle bir noktaya gelindi ki, değerleri korumak adına, 1980 sonrası oluşturulan siyasi ortamını savunmak durumuna geçti bir kesim. Oysa o değerler de Kenan Evren’in ürettiği “Tören Atatürkçülüğü” bünyesinde oluşturulmuştu ki bu önemli bir tartışma noktasıdır.
Derin devletin kendini tasfiye operasyonudur. Kimin yeni güç dengelerini oluşturacağının da operasyonudur. O nedenle derin hâkim sınıflar arasında bir savaş olduğu noktasından bakıyorum.

‘’Basın hem siyasi iktidar kıskacında hem de medya tekelleşmesinin baskısı altındadır’’


İlker Cihan Biner: Türkiye’de basının siyasi iktidar kıskacı altında olduğunu düşünüyor musunuz? Basın özgürlüğü konusunda neredeyiz?


Özge Mumcu: Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün ülkelerin “basın özgürlüğü” karnesine göre Türkiye 138. Sırada. Bundan üç yıl önce ise, Freedom House adlı kuruluş, Türkiye’nin basın özgürlükleri konusunda bir gerileme yaşadığını belirtmiş basın üzerine sansürün açık olmadığının altını çizmiş ve oto sansüre vurgu yapmıştı. Oto sansürün tanımlarından bir iktidar korkusu olsa gerek. Bu iktidar korkusu, sektörde barınamama ile yaşam kaygılarıyla beraber harmanlanan bir korku.
Yakın zamanda bir gazeteci ağabeyimiz kimsenin yazdığı kurumu “kendinin” olarak benimsemesi gerektiğini söylüyordu. Yine dünyada oto sansürün çok yaygın olduğuna dair bir görüş hakim. 1980 sonrasında, Anayasayı hayır zarf pusulasının mavi olması ve ardından mavi kelimesinin yasaklanması gibi. Özetle basın hem siyasi iktidar kıskacında hem de medya tekelleşmesinin baskısı altındadır. Farklı bir medya grubunun hâkim olması, medya tekelleşmesinin zayıfladığını göstermez. Üstelik o kesimin de özgür olduğunu göstermez. İhale çıkarları birbirine bağlı oldukça 138. sıradan aşağı düşmemiz de olası.


‘’Ben katillere kin gütmüyorum. Ölülerimizin siyasi çıkarları için kullanıp kamuoyunu avutanlara kin güderim’’


İlker Cihan Biner: ‘Acılara akraba olmak’ yazınız oldukça anlamlıydı. Türkiye’deki mevcut hukuk yapısı ve siyasi tartışmalar faili meçhul ve aydın cinayetlerini çözebilecek kapasiteye gelebilecek mi?


Özge Mumcu:  Bir cinayet yaşandığında ailelerin yaşadıklarından parodi çeksen insanın ruhu kaldırmaz. Mevcut hukuk yapısında, faili meçhul ve aydın cinayetlerinin çözülemediği bu güne kadar görüldü. Balık en baştan kokuyor. Deliller çabucak karartılıyor. Sahteleri anında üretiliyor.
Ben katillere kin gütmüyorum. Neden bunu özellikle vurguluyorum? Kime kin güdebilirim? Ölülerimizin adını siyasi çıkarları için kullanıp kamuoyunu avutanlara kin güderim.
Toplumsal Bellek Platformu ve Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, dışarıdan mevcut hukuk yapısının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapacak ve elimizden gelen ne varsa topluma sunacağız. Geçmişte yaşanan olayları tüm detaylarıyla bilmek hepimizin hakkı.  Faili meçhullerimiz bu yeni kodların içinde erimesin.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: