"Kendimi inceliyorum" Soren Kierkegaard

150 yıl önce yazılmış şu satırlar dönemimizin “içe bakış” ritüelini en iyi anlatan veyahut aklayan cümleler.

“İnsan sadece başkaları için değil, kendi için de bir gizem olmalı. Kendimi inceliyorum; bundan sıkılınca vakit geçsin diye bir puro yakıp düşünüyorum: Tanrının benimle ne kastettiğini ya da benden ne yapmak istediğini sadece O biliyor.” 


Sadece bunları yazmak bu filozofa da haksızlık olur bence. Bu içinde ince bir mizah döşeli satırlar tekrar tekrar okunası.


“Varoluşla durum neyse doktorumla da o. Kendimi hasta hissediyorum diye şikayet ettim. “Muhtemelen çok kahve içiyorsun ve yeterince hareket etmiyorsun” diye cevap verdi. Üç hafta sonra yine başvurdum ve gerçekten iyi olmadığımı; fakat bu sefer kahveden olamayacağını çünkü ağzıma sürmediğimi, hareketsizlikten olamayacağını çünkü her gün yürüdüğümü söyledim. “O zaman sebep, kahve içmemen ve fazla hareket etmendir.” diye cevapladı. İşte gördük; sağlığın yerinde olmaması durumu aynıydı ve aynı kaldı, fakat kahve içtiğim zaman kahve içtiğimden oluyor, kahve içmediğim zaman kahve içmediğimden oluyordu. Biz insanların durumu da genel olarak işte böyle. Yeryüzündeki bütün varoluşumuz bir hastalıktır. Eğer biri sebebini merak ederse, insan önce hayatını nasıl düzenlediğini sorar; bunu anlatır anlatmaz cevabı yapıştırır: “Yaa işte; işte o yüzden.” Sonra da büyüklenme havalarıyla yürür gider, sanki her şeyi açıklamış gibi. On  dolar verseler varoluş bilmecesini açıklamayı üstlenmezdim. Hem niye üstleneyim ki? Eğer hayat bir bilmeceyse, bu bilmecenin yazarı hiç şüphe yok sonunda açıklayacaktır. Fani hayatı ben icat etmedim, fakat bilmece yayımlamayı adet edinmiş gazete ve dergilerde çözümler genellikle bir sonraki sayıda verilir. Elbette evde kalmış bir kızın ya da emeklinin bir gün önce bilmeceyi çözdüğünden -yani çözümü bildiğinden söz edildiği olur-bu kesinlikle bir şeyi değiştirmez.”


Soren Kierkegaard, “Kahkaha Benden Yana”

Reklamlar

"Kendimi inceliyorum" Soren Kierkegaard’ için 3 yanıt

Add yours

  1. Küçük İskender, ''Her çocuk annesinin hayal gücüdür''demiş…Yaratılan yaratanın hayal gücünde saklı. Ve, varoluş elbette bir sıkıntı bilinciyle varolan açısından…Ama sıkıntı olması biraz da anlamla ilgili değil mi?Hayatın anlamı!Hayat eylemektir…Yani? Önce istemek: İrade…Sonra eyleyecek güç: Kudret…Ama daha önemlisi: Niyet…Yani? Eylemde şuur…Haydaaa, bu şuur da nereden çıktı?En güzeli de Platon'dan geliyor:(…)Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler ve fakat sonra çocukluklarını özlerler.Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını kazanmak için de para öderler.Yarınlarından endişe ederken bugünlerini unuturlar.Sonuçta ne bugünü ne yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar, ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.(…)Yani? Şuursuzlar…İnsan şuurdur…''Şuurun nedeni ne?'' asıl soru bu…Est-ce que c'est une question? C'est la question…;)

  2. varoluş sorunu aslı itibariyle mizahidir… zira sadece aklın gücüyle olan biteni anlamaya anlamlandırmaya çalışmakla tanrılar, romanlar ve korkular yaratılabilinir… ama gerçek sadece dna'larda… nükleik asitler sıra dizini değiştirip kendilerini kopyalıyorlar ve bizlerde onlara sadece eşlik ediyoruz… korkularımız aslında hayatta kalmamız için icad edildi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: