Kendi dünyanın hakimi

Duyguların ne acayip iniş çıkışları oluyor. Bir duyguya yaslanıyorsun mesela, o an o duygunun gerçek olduğunu düşünerek. Oysa duygu bu, anlık bir şey, sendeki geçmiş duyguları tetikliyor. O geçmiş duygular her neyse seni bu andaki insan yapıyor. O an sendeki insanı sev ya da sevme, kendinle bir şekilde yaşamak durumundasın işte. Ya kendini kabartıp dünyanın hakimi yapacaksın ve sadece kendinle yaşayacaksın ya da kendinle ve çevrenle barışarak yaşamanın bir yolunu bulacaksın.

Genelde insanlar kendi dünyasının hakimi oluyor. Korunma mekanizması mıdır, kendi eksik taraflarını kapatarak yol aramak mıdır bilinmez.

Her insan yolunu buluyor işte. Bir dönem o yollar birleşiyor; bazı duygular ortaklaşıyor. Sonra her şey bitiyor. Bitmese de o an, o paylaştığın o anlar yerini tekrarlara ya da yıpranmışlıklara alıyor.Ardından yollar ayrılıyor, duygular hayatta herkesi başka noktalara atıyor. Üzerine yaşanan her şey karşıdakinin kendi iradesi, kendi hayat yolu.

Şimdiye kadar bir şey öğrendiysem, o da şudur: yaşadıkların (en çözümsüz olanlar / en mutsuz olanlar dahi) senin bir duygunu olgunlaştırmanı sağlıyor. Öfkeni dönüştürmeyi beceredebiliyorsun işte. Bir bakıyorsun ki, minik sandığın sen de aslında o kadar da minik değilmişsin.

Bazı tekrarlar neden yaşanıyor? Dejavular…Bir yerden “bana bir şey olmaz” pervasızlığıyla geçtiysen ve o pervasızlık aslında sen değilsen; kendin olduğun yerlere geri dön.

Her şey genelde karmaşık, üzücü vs.

Bir de geçtiğin o dönemlerde kazandıklarını düşün…

Kimbilir, hayatının o dönem ki kahramanları bir “dönem kahramanı” olarak satırlara dökülür sonra.

Ki, bir bakarsın döneminin kahramanı da aslında sen olmuşsundur.


Your secret from Jean-Sebastien Monzani on Vimeo.

Reklamlar

Kendi dünyanın hakimi’ için 3 yanıt

Add yours

  1. Dünyaya yeniden gelmeyi geçtim, bir sabah uyandığımda benden gitmesini istediğim en sağlam taş "duygu"dur. Hayatı bu kadar zorlaştırdığı, insanın kendisini sürekli azarladığı, işleri karıştırıp yolları şaşırttığı için..ama "naif" yazınızı sevdim..

  2. Derinler ıssız ve loştur.Ruhumuzun mahremini orada saklarız…Monzani'nin zarif, yaratıcı ve ıpılık kolajında saklı mesaj mahremimi aydınlattı.Elbette salt o değil…Başka bir duygu paydaşlığının farkındalığı da var. Bunu ilk kez paylaşacağım bir düşümden yola çıkarak tarif edebilirim…Bir yaz gecesi.Boğazın farklı yakalarında yaşayan ve yaşamlarında birbirine muhtaç ama ötekinden bir haber iki insan vardır. O esnada ansızın patlayan havai fişeklere gülümseyerek bakakalırlar…Heyecan, umut ve mutlulukla…Aynı gülümseme yüzlerine yayılır. Aynı hayali kurarlar…Tutkuyla sarılınmak, samimiyete güvenle uzanmak… Hisseden, hissedilen, hissetirebilen olmak…Gökyüzü karanlık olmasaydı o havai fişek ikisinin de hayalini o anda ansızın böylesi bir coşkuyla rengarenk boyayabilir miydi?''Issızda ve loşta saklı''mı aydınlattı-n.:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: