Yıldız İzi üzerine kişisel notlar…

Zeynep Altıok Akatlı, yakın zamanda bir kitap yazdı, yayınlandı. Aldım kitabı, bitmek bilmez yolculuklarımdan birine sakladım. Sayfaları çevirince, bir güldüm bir ağladım. Yanımda oturan adam beni deli sandı sanırım, merakla da kitaba baktı. Zeynep bilmez ya, onun 25 Ocak günü gelen mailini de aynı şekilde bir yolculukta okumuştum. Yine ağlamıştım bir de gülmüştüm. Yanımda oturanlar hafiften deli... Continue Reading →

Reklamlar

Sapla saman

05.05.2011T24-  "Babanızı öldürtmüş zihniyete neden yardım ediyorsunuz? Bu kadar mı akıl tutulması olur... Yazık..." Gazetecilere Özgürlük Kongresi'ne katıldığımı söylediğim zaman twitter'dan böyle bir yorum geldi. Bir süre durdum, bu kişinin faili (bombayı konanın) hala bulunmamış bir cinayet konusunda bu kadar net çıkarımlarda bulunması fazla cüretkar bir çıkıştı.Şimdi size sorayım: 11 yaşındayken babanızın evinizin önünde arabasının altına konan... Continue Reading →

Denizlere çıkar sokaklar…

18.05.2011T24 - İçten bir şekilde sordu: “Neden aynı şeyleri hep yaşamak durumundayız? Bu ülke aynı kısırdöngülerden kurtulamayacak mı? Bir adım daha öteye geçemeyecek miyiz?”Bu naif soru, kendi döneminin yenilgilerini de sorguluyordu. 60 yaşının eşiğinde, devletin o demirden yumruğunu her indirdiği yerden o da geçmişti.  “Kazanan” ların liginde de hiç olmamıştı. Derin bir umutsuzluk içinde boğulmaktansa “neden”... Continue Reading →

Hikaye,anlatan ve yazan

Bir hikaye, o hikayeyi anlatan ve o hikaye üzerine yazan ilişkisi ne kadar problemli bir ilişkidir. Biri bir hikayeyi yaşar, zihin onu olduğu anından koparır, yeniden yazar. Hatırlama, bir yeniden yazıştır. Kendi geleneğini, kodlarını  yeniden bir nizamda inşa edersin. Anı, kendi kodlarını yaratıştır.Türkiye'nin masalları çok yoktur. Saray üzerinden gelen masallar vardır; Tahir Alangu "Billur Köşk"... Continue Reading →

Rutin..

Gün ışığı girdi bir yerlerden. Işık hüzmeleri kalın perdeden süzülerek girerken gözünü açtı. Gün yine başlamıştı işte.Her sabahki rutin. Yerinden kalktı, mutfağa girdi. İyi gelir belki mideme diye süt içti. Midesi uzun zamandır kaynıyordu, mide ilaçları eli ayağı kolu olmuştu.Televizyonu açtı, köşe yazarlarının yorumlarını okuyorlardı. "Hep aynı, hep aynı..." diye geçirdi içinde. Midesi yine kaynar... Continue Reading →

Kavgayı bırakmak bir yerlere…

Gerginlik ne katı bir şeydir. Öfke ne kadar patlayan bir şeydir. Ya içine doğru dönersin ya da dışına doğru iletirsin. Seni kendinden, insandan uzaklaştıran kötü bir şeydir.Tozlar bir yerden kalkar. Bir yere oturur. Belki de hiç oturmaz.Denizlerde, çöllerde fırtınalar bitmez ki.İnsanın kendini, dünyasını sorgulaması da bitmez.Diyalektiğin kendi içindedir bu. Bir yandan öfke seni üzer, karşındaki... Continue Reading →

"Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime"

Takip edilecek, günü gününe tepki verecek, yorum yapacak ne kadar konu var. Takip edilecek onlarca roman, cümle, yapılacak onca iş. Bilmem kaç parça puzzle gibi birikiyor işte. Ama hangi parçayı nereye koyacağını da kestiremiyorsun bir yandan.Okunmayan ve beni bekleyen kitaplara baktım, üzerine düşündüğüm ama yoğunluktan yazamadığım tezimi düşündüm. Herkesin beklentisine baktım.Aslında insanın kendiyle savaşı asli... Continue Reading →

Garip…

"Makyajsız çıkma. Dost var, düşman var..."Yakın bir akrabamın uyarısıdır bu. Hangi "laf-söz"den çıkarıp ettiğini bilmem. Bilsem de ne fayda bana. Hayat ona bizlere aktarmak için bir tırnak içi aforizması bırakmış işte. Hani, gözünün altına kapatıcı sürersin dudaklarına hafifçe pıt-pıt bir ruj sürersin. Sanırım mevzunun bir aşaması bu. "Sana laf söz gelmesin" inceliği bir yandan da... Continue Reading →

Tortu

1 Mayıs alanına doğru yürürken travmalarımızı konuşuyoruz. Daha doğrusu alanın oradayken arkadaşım açıyor konuyu cümlesini kelime kelimesine tam hatırlamasam da şunları söylüyor: "Buraya çıkan hiç kimse 1977 olaylarından sonra aynı coşkuyu hissedemeyecek." Bu cümlesi üzerine düşünüyorum, gözüme 1977'de ateş açılan, neredeyse her gün geçtiğim meydandaki su deposuna takılıyor;  "evet, sanırım buradan ateş açılmıştı" diye cümlesini... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: