Yeminsiz günden izlenimler

t24 - 4 yıl önce, 2007’nin ağustos başı. Saat 15’te en yaşlı üye CHP’den milletvekili emekli diploma Şükrü Elekdağ oturumu açıyor, Cumhurbaşkanlığı krizinin ardından oluşan meclisteki ilk konuşma ona ait. Bazı dönemlerde aksayan Türk demokrasisinin bu sefer yaşamsal bir sınav vereceğini belirten Elekdağ, "Türkiye'nin bu sınavda başarılı olması, milletin iradesini temsil eden iki siyasi görüşün... Continue Reading →

Reklamlar

Tadımlık-Beyaz Şehrin Kafeteryaları

"...bir de insanları göründükleri gibi kabul edip, haklarında daha fazlasını öğrenmemeye çalışmaması hoşuma gidiyordu. "hayat ruhu analiz edecek kadar uzun değil" diyordu. "yapmam gereken tek şey kendimi tanımak ve kendimi gerçekten iyi tanıdığımı düşünüyorum. diğer insanları hiç merak etmiyorum. zaten sana bilmek isteyeceğin şeyleri hemen anlatıverirler.bilinçaltlarını incelemeye gerek kalmadan kimin dost, kimin düşman olduğunu anlayabilirsin. sana yardımcı... Continue Reading →

Unutuş üzerine bir hatırlama…

Kavaklar...http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=42858sezen aksu - kavaklar ( canlı - hisar 89 ) | izlesene.com

Maskesiz…

Bu alanda, blogda bir yıldır sansürsüz yazıları yazıyorum. Yazdıklarımın çoğunun arkasında son 18 yıldır yaşadığım çeşitli çalkantıların izi var. Bazıları duygusal, bazıları siyasal ama hepsinde bu yaşanmışlıkların bir izi var...Toplumda bir "kült" olan bir babanın çocuğu olmak nedir bilir misiniz? Babanızın sizi çok şımarttığı, dünyanın en biriciği olduğu bir dünyadan, tüm ülkeyi sarsan bir travma... Continue Reading →

Kırılgan ülkeler

Kızıl kum taneciklerinin boyadığı yerin üzerinde kulübemsi bir çatı duruyor. Afrika kökenli gençten bir çocuk sırtı dönük köye doğru bakıyor. Gelecek umutları o çatının altında saklı. Günü kurtarması gerek, kendini kurtarması gerek. Koşullar kendisine neyi yapması gerektiğini gösteriyorsa, fotoğraf karesi değiştiğinde o adımı atacak. Sonra hayatına devam edecek. Hangi yolda varolması gerekiyorsa.Bir başka karede, silahlı bir... Continue Reading →

Tadımlık – Bellek üzerine…

John Berger'den O Ana Adanmış'tan bir kuple..tadımlık:"...Kapitalizm kültürü, Tanrı'yı fotoğrafın içine mi yerleşmiştir? Bu dönüşüm, başlangıçta göründüğü ölçüde şaşırtıcı gelmeyecektir bize.Bellek yetisi, her yerde insanları, kendilerinin belli olayları unutulmaktan korumaları gibi, tanıksız yok olup gidecek olayları yakalayan ve kaybeden başka gözlerin de bulunup bulunamayacağı sorusunu sormaya götürmüştür. Sonra da insanlar bu tür gözleri atalarına, ruhlara,... Continue Reading →

Karşılaşmalar üzerine notlar – 1

Sokakta yürürken karşına bir eski arkadaşının çıkması ne gariptir. Yolları türlü nedenlerle çoktan ayırdığın, zaman ve tercihlerin dünyanın diğer tarafına attığı bir eski kalp yarasıyla karşılaşmak...Kendini kaybettiğini düşündüğün bir süreden çoktan geçmiş olmana rağmen...Şunu söyler belki: "Boşversene sen, herkes birbirinin üzerine basarak ilişki kuruyor; oysa biz temizdik, böyle değildik."Nereden bilir ki, bir anda nasıl bunları... Continue Reading →

Sessiz ve derinden…

"Gözlerim yaşarıyor" dedim. "Bıraksam, şöyle usul usul dökülseler." Gözüm yanıyordu uykusuzluktan.Uykusuzluktan değildi aslında.  Bana baktı: "Oyy kuzum neden?" dedi. O sırada gözümün içine bir yaprak takıldı. Her zamanki kıvraklığımla lafı aldım, değiştirdim.Oysa dün ve bugün ağlamak istiyorum. Mutsuz olduğum her an için, üzüldüğüm ve üzdüğüm her an için. Tanıdığım bütün isimler, öğrendiğim bütün hayatlar, üzülsem de... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: