Maskesiz…

Bu alanda, blogda bir yıldır sansürsüz yazıları yazıyorum. Yazdıklarımın çoğunun arkasında son 18 yıldır yaşadığım çeşitli çalkantıların izi var. Bazıları duygusal, bazıları siyasal ama hepsinde bu yaşanmışlıkların bir izi var…

Toplumda bir “kült” olan bir babanın çocuğu olmak nedir bilir misiniz? Babanızın sizi çok şımarttığı, dünyanın en biriciği olduğu bir dünyadan, tüm ülkeyi sarsan bir travma sonucu koparılmanın….tam ergen olmanın yamacındayken…Doğudan gelen bir direnç duygusunun, milyonlarca insanın duygusunu 12 yaşında görmenin ağırlığının ne olduğunu bilir misiniz? 
Bilemezsiniz, arada empati duygusu biraz olsun gelişmiş insanlar varsa belki hisseder… Ailenin “temel” değer olduğu bir dünyadan, korunaklı bir dünyadan, katillerin cirit attığı, güvensizliğin diz boyu olduğu, sınırını bilemeyen bu nedenle de duygusunu aktaranı avutmak duygusuna kapılacağınız başka bir dünyaya…11 yaşındayken…
Babam bir şeye çok kızardı. Anap dönemiyle başlayan, o yeniyetme milletvekillerine özgü sonradan görme bir hal vardı. Bir işte bir engel çıkınca birileri yürürdü diğerinin üzerine: “sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
Bugün, ne yazık ki, kendini ailemin yaşadıklarından çok daha önemli bilgilere sahip olduğunu sanan, uzaktan bakıp ahkam kesen, yakındaymış gibi görünen ve incitmeye çalışan; anlamaktan uzak insanlar her gün buralarda…Hayat böyle bir yer diye savunup, her gün kapatmaya çalışıyoruz.
18 yıldır, hem kendimi var etmeye hem de toplumda var olmaya dair bir savaş verirken şunu diyorum artık: olaylar hiç uzaktan gördüğünüz gibi değil.
Babamızı, annemden, ağabeyimden ve benden daha çok seven biri olamaz herhalde. 
Onu daha iyi anlamak için, müziğe olan ilgimi / yeteneğimi bir kenara koydum,  siyaset bilimi okudum. Kitaplarını bir ufak yaşımda, bir bu yaşımda bir defa daha okudum. 
Adına kurduğumuz vakfı yaşatmak için, bir çok cafcaflı teklifi bir kenara ittim. 
Ya bu isim, onu anlamaktan uzak insanların elinde bir alan olsaydı? Sadece bir siyasi düşüncenin neferi yapıp kendilerine bayrak yapsalardı? Kanlı canlı babam, insan olmaktan çıkıp tamamen bir puta dönüşseydi?
Babam yemek masalarında anlatırdı çalıştığı davaları…Laiklik tartışmalarının, siyaset-ticaret-tarikat üçgeninin mafyanın, çek-senet tüccarlığının, silah kaçakçılığının, faili meçhul cinayetlerin ne olduğunu o  yemek masalarından biliyorum. 
Anlatılan bir resmi hikayede görünenin arkasındakine bakmak gerektiğini, resmin her zaman tamamlayıcı başka öğelerin olduğunu da biliyorum. Puzzle’da parçalar eksik olunca…. Mantık süzgecinden değil duygusal süzgeçten geçince…Geldiğimiz olay ve durumlar budur. Vicdan sadece olaylara bakış açısıdır; çözüm noktası değildir.
Döneminde, özellikle siyasi cinayet dosyalarını en çok sahiplenenin onun olduğu da aşikar…Kitaplarının sayfalarını karıştırmanız yeterlidir; genelde sunulan allı pullu gerçeklerin arkasında bambaşka bir hikaye daha çıkar.
Kürt problemi ve derin devletin güneydoğuda yaptığı işlerle ilgili yorumlarını okumak için isterseniz, Hizbulkontra yazısını bir okuyun  okuyun. umag web sitesinde var…
Kendisinden uzakta bir siyasi tavır sergilediğimizi düşünen bir garip insanlara ise tek sözüm şu: önce kendisini gerçekten tanıyın, okuyun, söyleşilerini derinlemesine inceleyin. Laiklik üzerine görüşlerinin yanında, sol düşünce üzerine yazdığı kitapları okuyun; makalelerin altını çizin. Muhalefetin nasıl yapılması gerektiğini öğrenin.
Ardından konuşalım. 
Ama genelde de buna takatiniz kalmaz.
Bir bomba sonunda babam öldürüldü. Annem iki dakika sonra arabanın yanında olsa ölecekti…O bombadan bir içgüdüyle ben kurtuldum. Sadece 11 yaşındaydım.
Ardından on yıl sonra, ağabeyim bir canlı bombanın saldırısından tesadüfen saniye farkıyla kurtuldu. Türkiye değil mi burası? “Ucuz atlattı”
Olayı çözmek için gösterilen çaba ise devletimizin çeşitli mercilerinde duvar hadisesinde görüldüğü gibi, cezasız kalmadı. 
Bu olayları yapanlar, işleyenler, arkasında olanlar; buraları da okursunuz ya; sizin bizler kadar yüreğiniz yok; burası aşikar…
Sizce biz nerede yaşıyorduk?

Şimdi nerede yaşıyoruz?

Ve saldıranlar vs hangi bilgi birikiminizle, hangi duyarlı görünen “duyarsızlıklarınızla” saldırıyorsunuz?
Aynı dünyanın suyunu içmiyoruz kardeşim. 
Kendinin kim olduğunu bir gün öğrenebildin mi?
Maskesiz anlatırım bunları, bugünden sonra da konuşmam. 
Yeter bu kadarı. Gerisi de bana kalsın.
Reklamlar

One thought on “Maskesiz…

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: