Kurt Puslu Havayı Sever

T24 - Bugün, “Ortadoğu’nun Karizmatik Lideri” olarak Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası arenada yükselişe doğru geçti. “One minute” çıkışıyla Arapların “kalbini” fetheden lider, uluslararası medya kuruluşlarının da merceği altında. Karizmasının altında yatan nedenler, üst düzey “imaj” çalışmalarıyla perçinlendi. Oysa bir prompter’dan içeri bir de prompter’dan dışarı bir Başbakan vardır, onu henüz keşfedemediler. Uzun bir dönemdir kavramları... Continue Reading →

Reklamlar

Toplumsal Bellek Platformu’ndan Zeynep Altıok’un İşten Çıkarılmasına İlişkin Kamuoyuna Duyuru

Yaşadığımız ülkede, yakınları "siyasi" olarak nitelenen cinayetlerle öldürülmüş aileler olarak,yaşamımızı sürdürmeye çalıştığımız her alanda "sorgulama hakkı" elimizden alınmaya çalışıldı. Kimi zaman polis tarafından gözdağı verildi, kimi zaman mahkemeler bizlerle alay etti, kimi zaman ise çalıştığımız yerlerde sürülmek, işten atılmak gibi hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldık.Platformumuz üyesi Zeynep Altıok’un çalıştığı eğitim kurum tarafından işten çıkarıldığını üzüntüyle... Continue Reading →

Sular, haritalar ve diğerleri…

Hayatın bilinmezliklerinden bir harita çıkar deseler, düne günden bakıp bir harita çıkarabilirim. Uzun ve mantıki, duygu örüntüsünü alt üst eden bir haritadır bu. Duygu örüntüsüyle mantıki yollar nerede hangi sapakları açar insanoğluna? Hangi sapaklardan o tali yollara sapılır; hangi tali yollardan bir ana yol bulunur. Haritanın derinliği de burada saklıdır işte. Bir bakarsın, kıtan bellidir.... Continue Reading →

Umberto Eco – Genç bir romancının itirafları

Umberto Eco sevilmez mi? Onu okumamak biraz eksik. Hayatta ne aradığınla, ne istediğinle de ilgili bir yandan. Genç bir romancının itirafları, enteresan bir kitap. Biraz onun romanları içinden giriyor, bir yerinden çıkıyorsun. Öyle bir esrik akış hali. Romanları nasıl yazdığını anlatıyor. Sihirli bir formülü yok elbette. Sadece olası bir yol haritası çizme halinde kendisi. Kendi... Continue Reading →

Adaletin 200’ü…

Yine bir eylem günlüğü: pazar günü Galatasaray Meydanı'ndan Taksim Meydanı'na doğru bir yürüyüş var. "Adaletin 200'ü" yazıyor pankartta. "Ahmet - Nedim Onurumuzdur", "Dokunan yansa da dokunacağız", "Faşizme inat, kardeşimsin Hrant" sloganlarıyla, Ahmet Şık ve Nedim Şener'in "içerde" olmalarının 200. gününde kamuoyunu "duyarlı" olmaya çağıyoruz.Bir turist siyah pankartın önünde hatıra fotoğrafı çektiriyor.Yürüyüş bir yerde duruyor, tıkanıyor.... Continue Reading →

Gündem Sıçrar, Haber Kaçarken

Gündem sıçramaları içinde haberi kaybetmek mümkün. Çok doğal. Bir konu çok tartışılmaya başlandı mı, şapkadan bir başka konu çıkar. Çıkar oğlu çıkar. Gündem doğurgan, gündem tavşan zıplamalarından muzdarip.Gündem sıçramaları içinde kendi durduğun noktayı kaybetmek mümkün. Reel politik dediğimiz güncel politika, duru sabun köpüğüyle mis kokulu bir kahve köpüğü kıvamında. Köpüğe baksan, şekilsiz uçucu bir his... Continue Reading →

12 Eylül Utanç Müzesi Notları

12 Eylül Utanç Müzesi’nin ikincisi, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun girişimiyle, 6 Eylül günü Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açıldı. Müzede, idam edilenlerin fotoğraflarının önüne temsili bir idam sehpası kuruldu. Müze açılışına 12 Eylül’de ilk gözaltına alanlardan ve ağabeyi Muzaffer İlhan Erdost’un yanında işkencede öldürülen Onur Yayınları’nın sahibi dönemin simge isimlerinden İlhan Erdost’un eşyaları ve katillerinin fotoğrafının çıktığı... Continue Reading →

Güneşi batan imparatorluklar

T24 - 10 Temmuz’da, güneşin batmadığı bir eski imparatorlukta, gazetecilik geleneğini bugüne taşıyan 168 yıllık bir gazete yayın hayatına son verdi.İngiltere’nin Robert Murdoch sahipli “News of the World” gazetesi, haber çıkarabilmek için kraliyet üyelerinin, siyasetçilerin, işadamlarının, şarkıcıların, oyuncuların, ünlü magazinel figürlerin, Irak’ta olan askerlerin ailelerinin –toplam 4000 kişinin – telefonlarının dinlenmesiyle suçlanıyordu.2005 yılından beri devam... Continue Reading →

Yıldız Ölümü

T24 - Bir yıldızın aniden ölmesi, ne acı. Gizemli bir ölümse hele bu, arkası uzun süre bırakılmaz. Son ilişkileri, son aşkı, arkadaşlarına söylediği son söz, ailesi, o güne kadar gözler önünde olan hayatı....derken hayatının deşilmeyen bir santimetrekaresi bile kalmaz. Ölümünden önce bilinmeyenlerle dolu hayatı, bir anda manşetlerde tüm trajikliğiyle yer alır. O ne kadar yalnızdı.... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: