Durmadan, durulmadan geçen zamanın değeri yok.

Özge Mumcu, Pire, 2011Sadece çok kısa bir zamandır günlerim sessizce akıp geçiyor. Sakin.

Sakinlik, başa çıkılması zor bir zanaat. İnsan kendini parça parça doldurduğu / doldurmaya çalıştığı dünyalardan yalıtınca, başa çıkılamayacak kadar saatlerin uzadığının farkına varıyor. Gün nasıl geçebilir aslında, heybene neler koyabilirsin aslında. Ne garip, bunu böyle fark etmek ve ona göre yaşamını yeniden kurmaya başlamak. Yeniden nefes alır gibi.

Zamanlar uzardı da eskiden. Zamanlar uzar, bir romanın satırlarında gezinirdi. O romandan çıkan kelimeler, zihinde gezinir, bir sukunet verirdi. Üzerine düşünülecek bir dolu düşünce, bir yazarın dünyasından akıp sana sızan bir dolu çıkarım.

İnternet, sosyal medya ve türevleri,sonsuz akış haliyle bir zaman hırsızı. Bir cihaza bağımlı halde, akıp giden tweetlere bakıp, akıp gidiyor zaman. İçinden geçen büklüm büklüm, parça parça hayatlar kendi hayatını tüm sınırsızlığıyla delip geçiyor. Hipnoza girmişcesine bu akışın içinde duruyorsun çoğu zaman.

Sonsuza kadar her kelimeye aldırıp ardından aldırmazlık noktasına varıncaya kadar.

Zaman üzerine düşünmeye koyulan bir can dostum bir kitap hediye etti geçtiğimiz hafta: “Zaman: Yaşamın Hammadesi: Bir Kullanma Kılavuzu”, Stefan Klein yazmış, Aylak Kitap’tan çıkmış.

Kitaptan tadımlık bir kuple:

“… Bizim için zaman yaşantısı sürekli bir olayla bağlantılıdır – bir hareketle ya da bir anıyla. Bulutsuz ve mavi bir gökyüzüne bakmak keyifli olabilir. Sonra bu rengi taşıyan nesne olmadan, saf haliyle görürüz. Zaman algılamamızda böyle bir şey olanaksızdır. Bizim için saf zaman yoktur. Zamanı ancak bir şey olup bittiğinde yaşantılarız.” (sayfa 57).

Bir arkadaşım kendi düşüncelerimden, kendi hallerimden kaçarken yakaladı bir gün beni. Elimde binbir türlü iletişim cihazı, telefon hattı, vs… Gündemin arsızca yaşamın içine sızmasından mutlu, o anlık sıçrayışlarla derin bir mutsuzluğun içine gömülüyordum.

Zaman usulca akıp ben de sakince durunca şunu idrak ettim: durmadan, durulmadan geçen zamanın değeri yok.

Bir yol seçme hali, galiba bu.

Bir de imbikten hayatı damıtmanın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: