Sana notlar yeniden: zeminin altı

Hayatın bir kaç evresi var. Bir gördüğün, bildiğin. İkincisi sezdiğin. Zeminlerin altında kalan, saatin arkasında saklı bir işleyiş. Göremeden, sezerek. Öyle gizemli kuytularla beslenen bir dolu öykücük var, zeminin altına saklanan. Zemini kaldırırsan güneşi görüp kaçıverirler.

Zaman var bir de, senin zamanın var. Senin için, yaşamına biricik ayrılan bir zaman var. Bilemiyorsun ne zaman biter. Ölümcül bir hastalığa kapılsan dahi belki bir başka ölüm bekler seni. Ama zamanın burayla sınırlı mı? Cennetin ve cehennemin burada olduğunu bilirsin bazen. Zamanın da burayla sınırlı olmadığını bazen sezersin, içgüdülerinden… Ölmeden bilemezsin.

Bunları anlatıyorum ama bildiğini sanıyorum. Nasılsa ben de görmedim ölümü senin gibi. Ölümün ne olduğunu biliyorum, bildiğimi düşünüyorum. Bazen keşke kimse öğrenmese istiyorum, baştan sona sondan başa yaşasak buharlaşıp kaybolsak…

Hayat 5 yaşındaki gibi bir gülücükle saklı kalsa. Güzel bir an ile, orada öyle bir an kalsa, kalsa da kaybın ne olduğunu bilmesek. Sonranın devamı zor geliyor,  pek zor.

Balıklarım öldü önce. Akvaryumda biri diğerlerini yedi. “Büyük balık küçük balığı yer” derlerdi ama Japon Balığı’nın lepistesleri yiyeceğini 8 yaşında nereden bilirsin!

 

Sonranın devamının geleceğini de bir gün bilirsin.

Zaman değişiyor.

Herkesin her şeyi bildiğini düşündüğü bir zaman aralığına girdik, böyle görüyorum. Bilgi öylesine akıp geçiyor. Elinle birini yakalamak istiyorsun, suda gördüğün balığı tutmak gibi, bir anda elinden kaybolup gidiyor… Elinde ne balığın kalıyor, ne tutanacağın bir his. Kaygan, gidiveren…

Uzun saatler boyunca bir kitabı okudum bugün. Ne özlemişim. Sen de gözünü ekrandan ayır, oku bir kitabı. Sevdiğin bir kitabı yeniden oku…

Zaman değişse de, tutundukların değişmiyor. İnsanlara tutunmak ise en zorlu yolculuk, bunu bil.

Bu gece sana Tezer Özlü’nün bir paragrafıyla iyi geceler dileyeceğim….

“Şimdi okunmuş kitapları yeniden okuyorum. Şimdi bildik müzikleri yeniden dinliyorum. Yenmiş yemekleri yeniden yiyorum. Şimdi uykusuzluğumu yeniden uyuyorum. Şimdi açlığımla yeniden acıkıyorum. Şimdi gittiğim kentlere yeniden gidiyorum. Şimdi havada uçuyor, raylarda, su yüzeylerinde, yaşama ve ölüme duyduğum aynı umursamazlıkla dolaşıyorum. Tartışmaları biliyorum. Duyguları, korkuları. Sözcükleri…Her dili anlıyor. Anlıyor ama kavrayamıyorum…”

Kavranacak ne çok şey var, eksik kalan…


Reklamlar

Sana notlar yeniden: zeminin altı” için bir yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: