Tadımlık – Günlerin Getirdiği / Isabel Allende

Isabel Allende'nin "Günlerin Getirdiği" kitabında dolanıyorum bir süredir. Bir aile biyografisini anlattığı Paula'dan sonra bu kitap, kızı Paula öldükten sonra ailesinde olanları tüm detaylarıyla anlatıyor. Biraz sıkıcı olabiliyor; sevdiğiniz bir romancının neden tüm hayatını bilesiniz ki? Bir yanıyla böyleyken diğer yanıyla besleyici bir niteliği olduğunu anladım biraz kitapta ilerledikçe. Tadımlık bir kupleyi paylaşıyorum burada: "Öyle... Continue Reading →

Reklamlar

Sana notlardan bir kuple: zamanın izinde.

Seninle uzun zamandır yazışıyoruz. Sen bana mektuplarını göndermiyorsun, hepsi gizli bir çekmecede duruyor, belki. Seni tanıyorsam, bana bir şeyler söylemek istediğini ama söyleyemediğini tahmin ediyorum. Uzun bir yolculuğa çıktık seninle. Ben seni hep yanımda taşıdım, sen bu zoraki sürüklenmenin bir zaman çağrısı olduğunu bilmiyordun. Ben senden biraz daha büyümüştüm. Zamanın sesinin izinden gitmenin gereğine inandım,... Continue Reading →

Ergenekon, tutuklu gazeteciler ve nesnellik

Türkiye, siyasi ve sosyolojik olarak değerlendirmeye muhtaç günlerden geçti. Bugünlerin birinde, herkes bayrağını kaptı Ankara’da Beşevler’e koştu. Meydanda her yaştan insan bir araya gelmiş, laiklik adı altında birleşmişti. Laiklik adı altında birleşmişti ama şu sorulmadı: acaba herkes aynı kaygıyı yaşıyor muydu? Yoksa bu kalabalık demokrasiyi mi arzuluyordu? Beşevler’de buluşan halk kitlelerinin aralarında yaklaşık 400 metrelik... Continue Reading →

Sivas’ta ne olmuştu?

Tarih: 2 Temmuz 1993 Gün: Cuma. Yer: Sivas. Polis tutanağına göre, 15.000 kişilik köktendinci güruh, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak”, “Laiklere Ölüm”, “Yaşasın Şeriat” sloganlarını, insanoğlunun tarihin yazgısını değiştiren ateşi, büyük bir toplu katliamda kulandılar. Olayların sonucunda, Sivas’ta üç yüz yıl önce öldürülen ozan Pir Sultan Abdal şenliklerine katılan ve Madımak Otelinde konaklayan, aralarında şair,... Continue Reading →

Pozisyon korumak

Bu sabah, bir kütüphanede saatlerimi geçirirken zamanın bana kaldığını algıladım. Yetiştirilecek işlerin, yazılacak yazıların ve hatta yazılacak bir tez konusunda zamanın dayattığı baskının hafiflediğini fark edince bir an rahatladım. Yine de kısa bir zamanım vardı, biliyorum. Ama günün halleri, o kütüphanenin içine sızmıyordu. Bilgiyle beslenme duygusu ise benzersizdi.Parçalı zaman Dünya uzun zamandır başka bir düzlemde akıyor.... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: