Tadımlık – Günlerin Getirdiği / Isabel Allende

Isabel Allende’nin “Günlerin Getirdiği” kitabında dolanıyorum bir süredir. Bir aile biyografisini anlattığı Paula’dan sonra bu kitap, kızı Paula öldükten sonra ailesinde olanları tüm detaylarıyla anlatıyor. Biraz sıkıcı olabiliyor; sevdiğiniz bir romancının neden tüm hayatını bilesiniz ki? Bir yanıyla böyleyken diğer yanıyla besleyici bir niteliği olduğunu anladım biraz kitapta ilerledikçe.

Tadımlık bir kupleyi paylaşıyorum burada:

“Öyle hikayeler vardır ki insanın hastalığını iyileştirecek güçtedir. O akşam o akasya ağacının altında olan şey, beni boğmakta olan düğümü çözmüş, kendime karşı duyduğum acıma duygusunun örümcek ağlarını silkelemiş, beni dünyaya geri dönmek ve acımı eyleme dönüştürmek zorunda bırakmıştı. Ne o kızcağızı kurtarabilmiştim, ne umutsuzluk içindeki annesini, ne o dağın taşlarını tek tek taşıyan “yardımcıları” ne de onlara ve New York’ta bir kış günü Beşinci Cadde’de ağlamakta olan o unutulmaz kadına benzeyen milyonlarca kadını, ama en azından, hiçbir hayır işinin imkansız olmadığına inanan senin de yapmayı isteyeceğin gibi, onların kaderlerini iyileştirmeye çalışacağıma yenin ettim…. O tohumun aradan yıllar geçtikçe tıpkı o akasya ağacı gibi koca bir ağaca dönüşeceği aklımın ucundan bile geçmemişti.” (s. 183)

Inez Suarez hakkında … “Araştırma yapınca anladım ki, benim hayal edebileceğim hiç bir şey hayattaki gerçek olayların üstesinden gelemez. O kadın hakkında bilinen azıcık şey hayret verici, neredeyse doğaüstüydü. Vakit geçirmeden onun hikayesini anlatmalıydım….” (s. 391).

Bir yazarın hayatının içinden geçerken türlü hayat deneyimleri geçiyor üzerinizden; o da kendinizi bulurken hayatın hangi aşamalarından geçiyor olduğunuz. Bazen kendimizi feda ediyoruz, bazen hayata çok müdahale ediyoruz, bazen korkuyoruz, bazen kaçıyoruz. Hayatın bizi her aşamada bulabiliyor olduğunu yeniden ve yeniden anlıyoruz. Ne kendini feda ediş bir yaşama biçimi ne de hayatta her şeyden korkmak. Allende, yaşadığı acılar üzerine gidebilen, yaşadığı hayatın ardından bambaşka hikayeler çıkarabilen bir yazar. Duygusal dünyası herkes kadar kırılgan, aile yaşantısı fazlasıyla tüm yaşamına hakim. İnsanlar, hayatındaki insanların yaşadığı trajediler, kaçtığı trajediler, içine düştüğü trajediler. Hepsinin içinden üreterek çıkabildiği bir yaşamı kurmuş.

Acı ne kadar içinden geçmesi zor bir şeyse, yaşama yeniden renk verebilmekte öyle.

“Aradan bin yıl geçtikten sonra, sanki bitkin düşmüş bir gezgin gibi geri döndüm, gitmiş olduğum aynı yoldan, ama bu kez tersine doğru: O küçük gümüş yuvarlağın içinden geçtim, boşlukta kartal gibi dalgalandım, o bembeyaz gökyüzüne indim, garip hayallerin içine gömüldüm, en sonunda da kendimi bedenime geri döndüm.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: