Cüneyt Cebenoyan da 12 Eylül Davası’na müdahil olmak üzere başvurdu…

Yarınki duruşmaya bir müdahil olma dilekçesi de TBP üyelerinden Cüneyt Cebenoyan tarafından geldi. Aşağıda dilekçe metnini bulabilirsiniz…

İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. m. 250 ile görevli)

Kanalıyla

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne (CMK. m. 250 ile görevli)

 

Dosya No: 2012/3 E.

 

Katılma İsteğidir

Katılma İsteyenler    :           1. Cüneyt Cebenoyan

2. Fikret Adaman

3. Nihat Kentel

Vekili                          :           Av. Tora Pekin

Konu                          :           Katılma isteğinin sunulmasından ibarettir.

I. Açıklama                :

 

1.   Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı 03.01.2012 gün ve 2012/2 sayılı iddianame ile; sanıklar Ahmet Kenan EVREN ve Ali Tahsin ŞAHİNKAYA hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 146, 80, 31 ve 33 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarını isteyerek iddianameyi Sayın Mahkemenize göndermiştir. Sayın Mahkeme’nin 10/01/2012 gün ve 2012/1 İd. Değ. sayılı kararı ile de iddianame kabul edilerek dava açılmıştır.

2.   Sanıklar, kendilerine yöneltilen suçlama kapsamında, müvekkillerin hukuka aykırı biçimde “özgürlüklerinden mahrum kalmalarına”, “işkence görmelerine”, “eğitim haklarının askıya alınmasına”, “seyahat haklarının kısıtlanmasına”, “devlet memuru olmak gibi anayasal haklarını kullanmalarının engellenmesine” neden olarak, çok ağır maddi ve manevi zararlara yol açmışlardır. Müvekkiller, bu suçlar nedeniyle sanıklardan şikayetçi olup davaya katılmak istemektedirler.

Müvekkillerin Mağduriyetlerine İlişkin Bilgi:

3.   Müvekkillerin tümü 29 Nisan 1982 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencidirler. Bu tarihte, sanıkların sorumlu bulundukları hukuk dışı, askeri yönetime karşı giriştikleri -afiş asmaktan ibaret- barışçıl protestolarda bulunmuşlar, bu eylemleri nedeniyle de şikayete konu yaptırımlara maruz kalmışlardır.

4.   Müvekkiller, sanıkların üyesi bulundukları askeri yönetime (Milli Güvenlik Konseyi) “cunta” demekle, “devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmekle”, “suç işlemeye tahrikle” ve “Kanunun cürüm saydığı fiilleri övmek ve halkı kanunlara itaatsizliğe tahrik etmekle” suçlanmışlardır. Bu suçlar kapsamında gözaltına alınmışlar, gözaltında dayak ve işkenceye maruz bırakılmışlar, 15 ay tutuklu kalmışlar ve neticede hapis cezasına mahkum edilmişlerdir.

5.   TC Sıkıyönetim Komutanlığı 3 Nolu Askeri Mahkemesi’nin, müvekkillerle ilgili verdiği 09.07.1982 günlü, 1982/479 sayılı kararını dilekçemiz ekinde sunuyoruz. Kararın içeriği, müvekkillerin neyle suçlandıklarını göstermeye yeterlidir: “Cunta’ya Cunta demek.”

6.   Tutukluluk, yargılama süreci ve sonrasında müvekkillerin sadece özgürlükleri elinden alınmamış ve insanlık dışı muamelelere uğramamışlardır. Aksine sanıkların sorumluluğundaki rejim; müvekkillerin hayatlarını zorlaştırmak için her şeyi yapmıştır:

–Sürekli yeniden tutuklanma tehdidi altında kalmışlardır,

–Eğitim hakları kısıtlanmış ya da engellenmiştir, okullarına döndüklerinde dahi sürekli okuldan atılma tehdidine uğramışlardır,

–Devlet memuru olma hakları ellerinden alınmıştır,

–Yurtdışına çıkış hakları 1990’lara dek kısıtlanmıştır,

–İş bulma hakları kısıtlanmış, bu yönde baskı altında kalmışlardır.

Tüm bunların sonucu, müvekkillerin hayatlarının onarılamayacak derecede zarar uğratıldıklarını söylemek yeterlidir.

7.   Müvekkillerden birinin, Cüneyt Cebenoyan’ın kendi kaleminden yaşanan mağduriyeti okumak, 12 Eylül rejiminin sayısız mağdurunun, özellikle de o dönem öğrenci olanların sesini duymak için önemli ve gereklidir:

12 Eylül’den nasıl zarar gördüm:

12 Eylül döneminde “cunta” sözcüğünü kullandığım için “devletin manevi şahsiyetine” hakaretten hüküm giydim. Birinci şubede dayak yedim, gözlerim bağlı sorgulandım, işkence gören insanlarla daracık bir hücrede yerde yattım. Terörize edildim.

Selimiye’de farelerle birlikte uyudum. Polis işkencesine yeniden gönderilme tehditiyle yaşadım. Korkudan ifadelerimde ne yazdığına bile bakamadan imzaladım. Söylediklerimin eksik geçirildiğini sonradan gördüm.  Dava sırasında avukatımla baş başa görüşemedim. Bir savunma stratejisi oluşturamadım.

Oysa benim yazdığım sloganlar arasında “cunta” sözcüğü bile geçmiyordu ama birlikte hareket ettiğimiz gerekçesiyle beş kişi aynı cezaya çarptırıldık.

Yargıtay kararına bırakılarak hükümlü olarak serbest kaldık. Fakat hayatımın en karanlık yıllarından biri oldu bu. Her an Yargıtay aleyhimize karar verebilir ve bizi tekrar içeri alabilirdi. İlk yıl dört (4) üzerinden üçün üzerinde ortalama (3,05) getirmişken, bu askıda geçen sene sadece yarım (0,5) ortalama getirdim.  Akademik başarım dibe vurdu.

Nitekim Yargıtay aleyhimize karar verdi ve tekrar içeri alındık. Boğaziçinden doğruca, katillerin arasına gönderildim. Sağmalcılarda sadece gardiyanlardan dayak yemedim, kaldığım “öldürme” koğuşundaki mafya mensupları ve ülkücüler tarafından da ölümle tehdit edildim. Sağmalcılardan Yalova’ya köleler gibi transfer edildim. Zincirli, kelepçeli, daracık bir minibüste. Yanımda kalan mahkum, sarsıntıdan ve havasızlıktan üzerime kusarken…

Çıktığımda YÖK’ün kararlarına göre aslında okuluma geri dönemezdim. Ama birkaç onurlu insanın sayesinde üniversiteye geri döndüm. Ama hiç tanımadığım bir ortam vardı artık. Dönem arkadaşlarım mezun olmuştu ve ben artık ekonomi bölümüne ilgimi yitirmiştim.  Fakat başka bölüme geçemezdim çünkü zaten bu bölümde okumam bile aslında göz yumulduğu için mümkün olmuştu. Sevmediğim ve hayatta yapmak istemeyeceğim bir mesleğin eğitimini gördüm. Ayrıca her an yeniden tutuklanma korkusunu üzerimden atamıyordum. Bir an önce mezun olabilmek için kendimi zorladım. 

Ayrıca psikolojik olarak da büyük bir sarsıntı geçirmekteydim. Kendime olan güvenim, cesaretim de kırılmıştı. Bunalımdaydım ve bu bunalım yıllarca geçmedi.

Bugün uğraştığım sinemayla uğraşmaya çok daha eskiden başlamış olabilirdim. Bütün bu yaşadıklarım olmasaydı.

12 Eylül benim sadece birkaç yılımı çalmadı. Hayatımı kökünden sarstı. Ona tamir edilemeyecek zararlar verdi. Yıllarca yurtdışına çıkamamak, devlet memuru olamamak, her an sicilimden dolayı başıma kötü bir şeyler gelmesi veya kimi iş olanaklarını yitirme korkusuyla yaşamak bunlardan sadece birkaçı…

Yurtdışına çıkabildiğimde Avusturya’da bir üniversiteye master yapmak için kayıt oldum.  Fakat Milli Eğitim Bakanlığı hiçbir gerekçe göstermeden öğrenciliğimi tanımadı. Ve bütün bunların tek bir nedeni vardı: Cuntaya cunta demek. O da benim yazdığım metinde yoktu. Ama toplu hareket ettiğimiz gerekçesiyle bu “suç”tan ceza gördüm.

Daha söylenecek eminim çok şey var. Gerekirse bunlara da sıra gelir.

12 Eylül cuntasından şikayetçiyim.”

Katılma İsteğimizin Simgesel Önemi:

8.   12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin, hukuk dışılığı, suç niteliği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinden bağımsız biçimde kamuoyunda kabul görmüş bir olgudur. İddianame ve Sayın Mahkeme’nin iddianameyi kabul kararı ile bu olgu, 32 yıl sonra yargının da ilgi alanına girmiştir. Böylece, 12 Eylül Askeri Darbesi özelinde, darbe yapmanın suç olduğu, darbe yapanın da suçlu olduğu yargıya ait belgelerde ifade edilir, tartışılır olmuştur. Müvekkillerin hayatlarını geri dönemeyecekleri biçimde zarar uğratan olayın kaynağı nedir? Tam da budur: 12 Eylül 1980 günü askeri darbe yapanlara, ardından da askeri bir yönetim kuranlara, CUNTA demektir. Müvekkiller, bugün Başsavcılığın iddianamesiyle söylediklerini, 30 yıl önce söyledikleri için suçlanmışlar, işkenceye uğramışlar, eğitim hayatlarından uzaklaştırılmışlar ve bir dizi başka hukuka aykırı yaptırıma maruz bırakılmışlardır.  Müvekkillerin davaya katılma isteklerinin kabulü, Türkiye’de Cunta’ya, Cunta zamanında “CUNTA” diyenlerin itibarlarının yargı tarafından kabulü anlamına gelecektir. Baskının, işkencenin, devlet eliyle yürütülen zorbalığın en yoğun olduğu dönemlerde sinmek yerine buna karşı çıkan insanlar hep olmuştur, hep olacaktır. Verilecek katılma kararı, bunun öneminin, gerekliliğinin altını çizecek, topluma doğru bir mesaj verecektir.

9.   Basında çıkan haberler, katılma / duruşmada hazır bulunma isteklerini karşılayacak bir düzenlemenin, buna uygun bir duruşma salonunun hazırlanmadığını, suçtan mağdur olanların ve vekillerinin duruşma salonuna girip giremeyeceklerinin belli olmadığını, çoğunluğun ise giremeyeceğini göstermektedir. Bu nedenlerle, söz konusu sorunların geçireceği aşamalar gözlendikten sonra, Ceza Muhakemesi Kanunu’na uygun olarak duruşmada hazır bulunma talebinde bulunacağız.

II. Sonuç ve İstek      :

 

10. Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Müvekkillerim Cüneyt Cebenoyan, Fikret Adaman ve Nihat Kentel’in Ceza Muhakemesi Kanunu m. 237 uyarınca kamu davasına KATILAN olarak kabul edilmelerine karar verilmesini vekil olarak saygıyla dilerim.

Katılma İsteyenler

Vekili

Av. Tora Pekin

Eki:

 

1. TC Sıkıyönetim Komutanlığı 3 Nolu Askeri Mahkemesi’nin, müvekkillerle ilgili verdiği 09.07.1982 günlü, 1982/479 sayılı kararının bir örneği,

2. Vekaletname örnekleri.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: