Özge Mumcu: “Aramıza yeni biri katılmasın” umudu

Cnntürk online’dan Duygu Demirdağ ile geçtiğimiz hafta buluştuk; iki buluşmanın ardından aşağıdaki röportajı bitirebildik 🙂 Kelime kısıtlaması nedeniyle röportajın twitter’da paylaştığım kısmı tüm yanıtlarımı kapsamıyor. O nedenle buradan hepsini paylaşıyorum. Duygu Hanım’a da inceliği için ayrıca buradan da teşekkür ederim… Yorgun bir İstanbul gününün ardından çekilen fotolarda kendimi beğenmemiş olsam da, fotoğrafları çeken Nazlı Çapar’a emeğinden dolayı teşekkür ederim.

Kardeş katlini vacip bilmekten, aynı acıda birleşip kardeş olmaya kadar uzayan bir tarifi var bu ülkede kardeşliğin. Özge Mumcu, ikinci tarifi iyi biliyor. Çünkü, faili meçhulcinayetlerde yakınlarını kaybeden ailelerin 3 yıl önce kurduğu Toplumsal Bellek Platformu’nda, “Aramıza yeni biri katılmasın” umuduyla bir bellek kardeşliği yaratıyor.

3 yıl önce kurdunuz Toplumsal Bellek Platformu’nu.Faili meçhul cinayetlerde yakınlarını kaybeden aileler biraraya geldi. Orada yarattığınız ve unutulmasın istediğiniz bir “bellek kardeşliği” var.  Belleklerde kardeş olmak zor mu kolay mı?

 -Belleklerde kardeş olmak hem çok zor hem de çok kolaymış.Çünkü,hepimiz farklı  şekilde yaşamış olsak da fiili olarak aynı acıdan,benzer travmalardan geçmişiz. Canan Kaftancıoğlu, 3 – 4 yıl kadar önce “Benim babam bir kahramandı” diye bir etkinlik yaptı ve kendi çabasıyla tüm aileleri biraraya getirdi. Etkinlik, babalarımızın artık kahraman olmayacağı bir ülke umuduyla düzenlenmişti. Etkinlik sonrası, ilk defa bir araya gelmenin de duygu haliyle acaba bu konularda birşey yapabilir miyiz diye biraraya geldik. Bir platform olup kendi yaşadıklarımızı insanlara aktarmak ve hukuki  anlamda ne yapılabilirizi düşünmeye başladık, toplantılar yaptık.

.Anma günleriyle geçen ve bizim için de kolay olmayan bir zaman dilimi oldu.

-Ama sadece anmalarda buluşmak istemiyorsunuz.Somut adımlarınız da var..

-Önce Hrant Dink’in dava duruşmasında bir araya geldik. “Aramıza yeni biri katılmasın” diyerek aslında yola çıktık. Ardından, bir önceki dönemde meclise gittik.

Meclis gruplarından ve insan hakları komisyonundan, yetkileri arttırılmış bir araştırma komisyonu kurulmasını istedik. Bunlara ek olarak, anayasada yer alan “devlet ve ticari sırların kaldırılmasını” talep eden bir dilekçeyi de meclise sunduk.  Yaptığımız Don Kişotluk aslında  çünkü meclise gittiğimizde aşağı yukarı tüm partiler bir karanlık güçten bahsediyor, bizler de… Gerçeği kim biliyor? Son dönemde ise, herkesin karanlık gücü kendine olmaya başladı. Sivas davası duruşmasında zamanaşımına tepki çekmek için, yeni dönemin ardından tekrar meclise gittik. Bu kez, AKP  bize kapısını açmadı. Oysa daha önce balla börekle karşılanmıştık. Yaşadığımız cinayetlerin “insanlığa karşı suç” tanımına girmesi gerektiğini ve “insanlığa karşı suçlarda” zaman aşımının kaldırılması gerektiğini dile getirdik. Sonucu sorarsanız, Sivas Davası zaman aşımından düştü, Sivas Davası’nı protesto edenlere, ailelere gaz bombası atıldı. Dediğim gibi, don kişot olduğumuzu bir kere daha gördük.

-Neden kardes katlı vacıptır bu ülkede?

 -Habil ve kabil de birbirine düşman kardeşlerdi, en eski metinlerde bile, toplumsal şiddetin doğurdu bu düşmanlık anlatılır. Tarafsız bölge adında Bosna Savaşı’nı anlatan enteresan bir film vardır. İnsanın, büyük siyasi çarkların arasında nasıl çaresiz kaldığını anlatır. O filmi izlerken bir arkadaşım, “kardeş kardeşi öldürmeden bir savaş bitmez” demişti. Bizler bir savaş halındeyiz herhalde.ama bireyler olarak o kadar pasif durumdayız ki, her an başımızda bir bomba patlayabilir. Bu toplumsal psikolojiyle yaşamak her birimizin de öfkesini arttırıyor; savunmasız kalıyoruz. Benim başıma geldi, senin de başına gelebilir, aşağı yukarı bir çok insan aynı olayı farklı şekillerde yaşadı ve bizler hepimiz hakikaten aynı duyguda kardeşiz olduk.  Acılara akraba olmak dedikleri şey… Bu noktada benim dilim, intikam değil, barış çağrısıdır.

-“Gerçekler ortaya çıksın kimin canı acıyacaksa acısın.” diyorsunuz Toplumsal bellek Platformunda. 12 eylül yargılama süreci can acıtıcı sonuçlar ortaya koyar mı? Yoksa, yargılamanın kendisi can acıtıcı mı?

-Ailelerin müdahil olmasından yanayım ama bana göre orada bir tiyatro dönüyor.  Sivas Davası Duruşması’nda gaz bombası atan polis, kırmızı halı serer gibi önümüze yol açtı, bu bile bir göstergedir bence.

Darbe uzunca bir dönemin sonunda oldu. Darbede önce geçen 3-4 yıl boyunca Türkiye’nin kana bulandı. Türkiye’de, babamın sıklıkla dile getirdiği, silah kaçakçılığı ve terör bağlantısı diyerek özetleyebileceğim bir destabilizasyon dönemi var. Bu darbe, bu sürecin ardından geldi ve bu dönemin ardında sadece 2 general yoktu. Bir ekonomik sistem değişikliği vardı. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya da bir maşa, onların arkasında da bir dolu insan var; liberalizme geçen bir Türkiye var, değişen bir siyasal kültür dönemi var. Bugün darbeler çok kötü dense de, dönemlerde halkın çoğunluğu darbenin yanındaydı, darbe anayasası da referandumda %90 oranıyla kabul edilmişti. “Asker gelsin de bu kan dursun” diyenler az mıydı? Bu bir dönem ruhuydu… Dünyada yaşanan ekonomik değişim, Türkiye’de darbe eliyle oldu. Şimdi o dönem ruhuyla sadece yüzeyden, katillerin müdahil olmasıyla yüzleşiliyor.

-Belki, Uğur Mumcunun kızı olmanın sorumluluğu daha rahat tolere edebiliyorsunuz .Yine de herkese uygun bir Uğur Mumcu idealini yaşatmaya çalışmak zor değil mi? Bir grup diyor ki “Yaşasaydı kesin Ergenekon’dan tutuklanırdı.Çocukları şimdi nasıl bunun aksi bir duruş sergiler?” Bir başkası tam tersini söylüyor.Herkes tarafından sahiplenilmek nasıl bir baskı yaratır?

-Herkesin babama dair algısı birbirinden farklı.Birisi diyor ki “Ergenekon’dan içeri alınırdı”. Diğeri diyor ki “Babanızı öldüren Ergenekon.” Böyle durumlarda “Kanıtınız var mı?” diyorum. Sadece bizlere sunulan argümanlar üzerinden tartışıyoruz. Üstelik bu her gün,  sosyal medya üzerinden benim soyadım üzerinden yapılabiliyor. Bir çoğunu provokatif olarak yorumluyorum ve Mumcu’nun ailesi olarak ne yapsak sürekli eleştiriliyoruz.

“Yaşasaydı,bugün Uğur Mumcu’nun siyasi kimliği ne olurdu?”  diye sorarsanız babamın sosyalist bir gazeteci olduğunu vurgularım ama o da şunu diyordu: “Bir gerçek varsa bunun arkasındaki benim inandığım ideolojiye  ters de düşse ben bunu ortaya çıkarmak durumundayım.” Ben bunu söylediğim zaman , babam Ergenekon’u savunuyordu demiyorum. Çünkü babam 19 yıl önce öldürüldü .Babam oradaydı,buradaydı gibi yorumlarla onun adı üzerinden pirim yapmaya çalışıp, bizleri de yıpratmaya çalışıyorlar ama yıpranmamayı öğrendik.

-“Gazetecilik değil yorumculuk yapıyor insanlar” diyorsunuz.Herkes yorumcu oldugu için aranan gazeteciyi bulmak zor mu?

-Örneğin bir gündem oluşuyor.4+4+4 ya da başka bir siyasi dava. Bu yasa teklifinin arkasında neler olabileceği ya da içeriği tartışılmıyor.4+4+4 laikliğe karşı mıdır yada değil midir üzerinden konuşuluyor. Herkes bir yer ve  bir anlamda cephe tutuyor. Ve “Bir dakika bu yasa teklifi, hangi yasalara bağlı olarak geçti, eğitim bakanlığında bu  şöyle değişiklikler oldu diyebilecek bir gazeteci lazım fakat onlara da ses hakkı verilmiyor. Bu olmayınca tamamen bir körlük içinde ilerliyoruz. Olayları inceleyemeden, körü körüne sloganlarla birbirimizi ezmeye çalışıyoruz. Bu dönemin de ruhu bu.

-Babamın yazdıklarını anlamamakta ısrar edenler en azından şunu anlasınlar ki…

-O dönemin gerçeklerini yazmıştı ve büyük bir öngörüyle yazmıştı. Yazdıkları güçlü bir bilgi birikiminden ve zamana dayalı gözlem ve araştırmadan geliyordu.

-Zor olan …’nın kardeş olması ve kardeşlikten bahsetmesidir ama mümkün..

-Zor olan farklı düşüncede insanların bir gerçeğin peşinde olup, yöneltmelerin ve ideolojilerin ötesindeki gerçeğe inanmalarıdır. Onların üzerine kurdukları kardeşliktir.

-Var olduğunu bildiğim ama henüz kanıtlayamadığım gerçek şudur ki…

-Her şeyin bir nedeni olduğudur…

-Asla anlayamayacağımı düşünürdüm ama galiba artık …’yı bile anlıyorum

-Aslında herkesi anlıyorum aşağı yukarı ama anlamak çözmeye yetmiyor. Anlıyorum kimin neyi neden yaptığını, insani olarakta siyaseten de ama anlayabilmek değiştiremeye yetmiyor.

http://www.cnnturk.com/2012/yasam/diger/04/17/siz.kardeslik.nedir.bilir.misiniz/657484.0/index.html

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: