“Sen yağmurları sevdiğinde….”

“Büyüdükçe masumiyetini yitiren herkes gibi

Sen de ben de kaybedecektik…”

Geçtiğimiz gün, bir arkadaşımla yürürken, yazar bir kadınla karşılaştık. Adını buraya yazmıyorum, herhalde gördüğüm en enteresan enstantelerden biriydi. 60 yaşlarında, kucağında oyuncak bir bebek tutuyor; onu da kendi çocuğu sanıyordu. Bebeğini de tanıştırdı, telepati kurmamızı istedi. Yaşadığım en tuhaf anlardan biriydi.

Delilik, ne güzel bir kaçma mekanizması aslında. Tüm yaşamından, olayların tüm ağırlığından delirerek kaçmak. Bir kaçış. Normal dünyanın tüm garipliklerinden bir kaçışı sahiplenmek. Onu da kendi normalin yapmak; farkında olmadan ya da tüm dünyanın halinden korunmaya çalışarak.

Dünya ve insanlar enteresanlıklar dolu. Ortada olup bitenlere, samimiyetsizliklere, insanları idare etmek için kurulan oyunlara bakıyorum – ya bu dünyanın çarklılarından biri haline geleceksin ya da kendi dünyanı korumak için elinden geleni yapacaksın.

Bir ayna gibi toplum. Toplumun bir diğer aynası gibi delilik. Kucağında oyuncak bebeği tutan kadın gerçek. Ondan kaçınan ben ya da sen ne kadar gerçeğiz?

Uzun geçen bir kaç yılın ardından, bu sayfayı takip edenlere söyleyeceğim tek bir söz var: sadece kendinize inanın. Diğer insanlar, aynı masada oturan insanların birbirine taşıdığı sözler, karanlık sırlar, insan ilişkilerinin dinamiği vs; hepsi bir başka dünyaya geçişi mümkün kılıyor. Üretimin olmadığı, herkesin birbirinin ayağından aşağı çekmeye çalıştığı; masadan kalktığınızda arkanızdan türlü sözlerin söylenebileceği yerler… Öyle bir yerde kendinizi buluyorsanız, uzaklaşın. Bir yere kadar iyidir sahte gülümsemeler, ama sahteliği hep içinden bir başka sahteliği doğuracaktır.

Delilik, bir kaçış mekanizmasıdır. Delirmek, işten bile değildir. Önemli olan nedir? Kendi iç dengeni bozmadan yaşamaya devam edebilmeyi becerebilmek.

“Her şeyin gizleneceği, saklanacağı, hasır altı edileceği bir arkadaşlık. Bütün duygularımın. Yavaş yavaş susmayı, kendimi anlatmamayı öğreniyorum. O da içine dönük. Öbürlerine, ötekilere, başkalarına benzemiyor. Eskiden tanıdıklarıma, dost bildiklerime. Sessizliği, suskunluğu yaşıyoruz birlikte. Hem hiç yakınmadan. Biterse yaşayamam sanki. Karmakarışık duygular…” (Selim İleri, “Yarın Ağlayacağım”, Dostlukların Son Günü kitabından)

Başına her gün bir başka olay gelebilir, bir başkası senin için çeşitli sözleri hazırlamış olabilir; sakince bunlardan uzaklaşarak yaşamayı seçmek.

Deli kadın, kimbilir nelerden sonra delirdi iyice. 60 yaşındaki bir bedenin içine gizlenmiş masum bakışları bu dünyanın çarklarından kendini sıyırdığını gösteriyordu.

Bunu da dinle yanında: http://www.youtube.com/watch?v=w3aSn0ygsec

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: