Taze Anne’de yer alan röportaj: Benim Annem, Güldal Mumcu

Özge Mumcu, Annesi Güldal Mumcu’yu Taze Anne’ye anlattı…

Çok zor bir yaşta babamı kaybettim, ergenliğin en başında. Annem, olay olmadan önce, evde davetler düzenleyen, rahatlıkla gülebilen, çoğunlukla da gülerken hatırladığım bir kadındı… 

.

“Annem..” dediğinde gözünün önüne gelen ilk görüntü, an-anı

Annem dediğimde ilk aklıma gelen görüntüyü uzunca düşündüm. Sanırım, beni elimden tutması, otobüse inip binmelerimiz, şehir merkezine inmelerimiz; beraber  ev alışverişi yapmamızdır.

Güldal Mumcu ve Uğur Mumcu nasıl tanışmışlar?

Annem 25-26 yaşlarında evlenmiş, 30′una geldiğinde ise ben doğmuşum.  Annemle babam ortak bir arkadaşları aracılığıyla tanışmış. Babam o dönem adını duyurmaya başlayan bir gazeteci. Annem ise işletme mezun, uzman olarak çalışan bir bankacı. Kısa zamanda aralarındaki aşk büyümüş ve bir seneyi geçmeden evlenmeye karar vermişler.

Bir çocuk olarak seni diğer çocuklardan ayıran büyük bir acın var.
Baban Uğur Mumcu’yu kaybetmeden önce ve sonra diye bakarsak, annen Güldal Mumcu nasıl bir değişim yaşadı? Bir çocuğun gözünden anlatır mısın?

Tabi, çok zor bir yaşta babamı kaybettim, ergenliğin en başında. Annem, olay olmadan önce, evde davetler düzenleyen, rahatlıkla gülebilen, çoğunlukla da gülerken hatırladığım bir kadındı. Babamla ikisini, bir çok insandan ayıran sanırım sürekli gülebilmeleriydi. Sıkıntıları da beraber aşarlardı.

Babamdan sonra ise, olayın getirdiği acıyla ve bizi toparlama

Babamın beni şımartmaları, bana kıyamaması, kocaman sevgisini bana sunması… Hepsi ama hepsi, o kadar güzel anılar ki…

ihtiyacıyla çok zor günler geçirdiğini söyleyebilirim. Babamın toplumsal mirasını bırakmama adına çıkan vakıf fikri, o fikrin hayata geçmesi için verdiği uğraşlar, bir cinayet soruşturması içinde iki çocuğu yetiştirmesi… “Bomba”nın patlamasıyla yaşanan bu olay, hepimizi kökten sarstı ve hayata bakışımızı değiştirdi.

Mutlu ve üreten, beraber gülebilen bir aileydik.

Olaylar üzerinden hayatı gösteren bir anne. Yüzüm asıldığında, canım sıkıldığında “pirim verme yüz asıklıklarına. Yıldızını düşürme, kendi değerinin farkına var” diyebilen de bir anne…

Nasıl bir çocukluk yaşadın? Bu çocuklukta annen nerede duruyor?

Olay olana kadar çok güzel bir çocukluk yaşadım. Şimdi, bir çok olayı gülümseyerek hatırlıyorum. Babamın beni şımartmaları, bana kıyamaması, kocaman sevgisini bana sunması… Hepsi ama hepsi, o kadar güzel anılar ki… Bu çocuklukta annem, tüm sabrıyla, bana doğruyu öğreten, hayatı gösteren, beni cesaretlendiren, hayata dair ürkekliklerimi gözlemleyip çözmeyi amaçlayan bir ebeveyn olarak duruyor… Olaylar üzerinden hayatı gösteren bir anne. Benim yüzüm asıldığında, canım sıkıldığında “pirim verme yüz asıklıklarına” diyebilen de bir annedir… “Yıldızını düşürme, kendi değerinin farkına var” diyebilen de bir anne…

Çocukluğunda, annenle birbirinize özel bir seslenişiniz var mıydı?

Hayır :) Anneme anne derdim, o da bana kızım Özge…

Ben, onunla büyürken “ben” olabildim.

.

Annenin senle kurduğu ilişki, hayata bakışında ve dünyayla olan ilişkinde ne kadar belirleyici oldu? Mesela akademik kariyer yapmanla, yazıyla müzikle…

Mesleğimi hala seçiyorum :) Şaka bir yana, ben sıkıntılarını hiç kimseyle paylaşmıyordum, duygularımı kesinlikle ifade etmiyordum. Sokak oyunlarından da kendimi uzaklaştırmış ve sadece saatlerce ve günlerce kitap okur olmuştum. Yaşadığım sıkıntıları – okuldaki kavgalar ya da derslerdeki sıkıntılarım – annem çok sonra duyuyordu. Bir gün annem elinde bir kalem ve bir defterle geldi, geçirdiğim günleri oraya geçirmemi söyledi. Söz dinledim. O gün bugündür, günlük tutar gibi duygularımı yazmaya başladım; öfkelerimi, kendimi, insanları. Müziğe olan ilgimi annemle babam keşfettiler, 2 yaşına gelmeden önce kendi kendime beste yapmışım. Müzik hocalarına gösterdiler ve kulağım olduğu, ellerimin de piyanoya yatkın olduğu öğrenildi. Bunların üzerine önce orga, ardından da imkanımız olduğunda piyano alındı. Orada da çalışmaya devam ettim. Daha sonra da sesimin de güzel olduğu ortaya çıktı; operadaki şan hocama göre az rastlanır bir mezzo’yum ama hayat koşulları nedeniyle bu tarafımı askıya aldığımı söyleyebilirim.

Annem beni büyütürken iyi ki yapmış / keşke yapmasaymış dediklerin var mı?

Annem, beni büyütürken beni kendine güvenir kılmış. 
Annem beni büyütürken, keşke yapmasaydı, dediğim bir şey yok. Herkes bir dönem yaşar, hepimiz çok zorlu yılların içinden geçtik; o da kendi sorumluluklarını yerine getirdi. Ben de, onunla büyürken “ben” olabildim.

Annenin, bir evlat olarak sana en özel gelen tarafı nedir?

Kendini acının bir üstüne çıkarabilme içgüdüsü ve tüm bunları kendi öz kuvvetiyle yapabilmesi…

En çok hangi huyunuz benzer?

Sanırım kararlılığımız…

Annem benim için leziz kurabiyeleri pişiren bir Kalamati Jane’dir…

Annen bir masal ya da çizgi film kahramanı olsa adını ne koyardın? Nasıl bir karakter olurdu?

Annem küçükken bize hep kurabiye yapardı. Bir kavanoz yaptığı için 4. günde o kurabiyeler sertleşirdi. Biz de Kalamati Jane kurabiyeleri derdik. Red – Kit’i okuduğumuz bir dönemdi. O yüzden benim için leziz kurabiyeleri pişiren bir Kalamati Jane’dir.

Güldal Mumcu “anne öğütleri” veriri miydi?

Ben bir şey için üzüldüğüm zaman “kendini dibe çekmeye izin veriyorsun ya, en çok onun için sana kızıyorum” der, hala da demeye devam eder. O öğüdünün de desteğiyle, başıma gelen olay ne olursa olsun, başkalarının ithamları ya da sözleriyle kendimi dibe çekmemeyi öğrenmeye başladım.

Benim annem dünyanın en iyi annesi; beni eğrisiyle doğrusuyla kocaman bir birey yaptığı için…

Annem dünyanın en iyi annesi; beni eğrisiyle doğrusuyla kocaman bir birey yaptığı için…

Annen Güldal Mumcu’la olan ilişkini ve çocukluğunu göz önüne getirdiğinde, yeni annelere neler söylemek istersin?

Biz, ergenliğini hala yaşayan bir nesiliz, problemlerle nasıl başa çıkabileceğimizi bilmiyoruz. O nedenle, kendi güvensizliklerimizi de çocuğa yükleyebiliyoruz. Günümüzdeki evliliklerin kırılganlığı derken çocuklar çok zorlanabiliyor. Diyebileceğim, çocuklarınızı sevin, bağrınıza basın; evrensel doğruyu ve iyi olanı onlara aşılayın. Belki son mohikanlardan olacaklardır ama bir araştırmaya göre dünyanın dengesini de bu çocuklar sağlayacaktır.

Özge Mumcu’nun “mutlu anne” tanımı ….

Kendisiyle barışık, hayatın zorluklarıyla baş edebilen bir anne.

Annen Güldal Mumcu’ya olan sevgini, duygularını Taze Anne aracılığıyla dile getirir misin desem…

Benim annem dünyanın en iyi annesi; beni eğrisiyle doğrusuyla kocaman bir birey yaptığı için…


Çok teşekkürler Özge Mumcu & Güldal Mumcu! Birlikte huzurlu mutlu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle…


Perizad Demirez

@taze_anne

Röportajın linki için: http://www.tazeanne.com/peri/guldal-mumcu/

Perizat Demirez’e teşekkürlerimle…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: