Psikoloji üzerine bir kaç not…

Bu aralar, bir kitabın izinden gidiyorum. Kişisel gelişim kitaplarının dışında bir psikoloji kitabı; hani şunu bunu umursama diyen “ruhsal” ve “kendine yardım” kitaplar var ya; onların bir kaç adım ötesine gidiyor bu kitap. Adı “Hayatı Yeniden Keşfedin”; iki klinik psikolog olan Jeffrey E. Young ile Janet S. Klosko imzalı. Psikonet Yayınları’ndan çıkan bu kitapta insanların hayatta tutundukları şemalar anlatılıyor. Her birimizde birer ikişer ya da çoklu olarak bulunan şemalar. Her birimizin ailesinden gelen ya da çocukluğunun örülü olduğu o dünyada oluşan şemalardan bir demet. Şema terapisi; bilişsel ve davranışçı terapi anlayışına dayanıyor. Eminim, bu kavram da psikoloji dünyasında çeşitli tartışmalara da yol açmıştır.

Kitapta 13 şemadan bahsediyor ve matematiksel formül gibi; bir şema diğerini besliyor. Özellikle ikili ilişkilerde hangi şema ağırlıktaysa onun tam zıttı bir “kimya”nın oluşmasına neden oluyor. Hayatın ilk aşamasında içgüdüsel olarak, çoğu zaman kendi koruma içgüdüsüyle oluşan bu şema hadisesi, yetişkinlikte yaşadığımız türlü sıkıntıların da temeli niteliğinde. Kısaca şema başlıkları şunlar: terk edilme (lütfen beni terk etme) / kuşkuculuk ve kötüye kullanma (sana güvenemem) / duygusal yoksunluk (hiç bir zaman ihtiyacım olan sevgiyi alamayacağım) / sosyal izolasyon (uyumsuzum) / bağımlılık (tek başıma yapamam) / dayanıksızlık (bir felaket olmak üzere) / kusurluluk (değersizim) / başarısızlık (kendimi başarısız hissediyorum) / boyun eğicilik (senin dediğin gibi olsun) / yüksek standartlar şeması (hiç bir zaman istediğim gibi olmuyor) / haklılık şeması (istediğim her şeye sahip olabilirim). Her biri birbirinin içinden birbirini doğuran türlü sıkıntıları da yaşam sorunlarını da bugüne taşıyor.

Tüm bu şemaları okuyunca, derin bir psikolojik yüzleşme ve deşme sürecine girmek kaçınılmaz. Zorlu da olsa, çevre de olan biteni anlamaya ve kendi dünyanı korumak ile duygularını daha rahatça ifade etmek yolunda emin adımlar atabilme yolunda gitmekte kaçınılmaz oluyor. Bu iş böyle bir defa sorgulama başladı mı, çorap söküğü gibi geliyor her şey… Kitabın bir “Siktir et!” kadar popüler olmamasının nedenleri arasında aldırmazlığı değil aksine dünyana aldırıp yeniden değiştirme potansiyelini yaratmayı pompalaması olabilir. Şemanın tanımı şöyle: “Şema, çocukluktan başlayan ve yaşam boyunca sürekli tekrar eden bir kalıptır. Bize ailemiz ya da diğer çocuklar tarafından yapılan bir şeyle başlamıştır. Terk edilmiş, eleştirilmiş, aşırı korunmuş, istismar edilmiş, yok sayılmış ya da yoksun bırakılmışızdır – bir şekilde zarar görmüşüzdür. Sonunda şema hayatımızın bir parçası olur. Büyüdüğümüz evden ayrıldıktan yıllar sonra bile, bize kötü davranan, ihmal edildiğimiz, aşağılandığımız ya da kontrol edildiğimiz ve istediğimiz hedeflere bir türlü ulaşamadığımız durumlar yaratmaya devam ederiz. Şemalar düşünce, duygu, davranış ve ilişki kurma biçimlerimizi etkilerler. Öfke, üzüntü ve kaygı gibi güçlü duyguları tetiklerler. Sosyal statü, ideal bir evlilik, yakınlarımızın takdiri, meslekte başarı dahil her şeye sahipmişiz gibi görünsek de, hayattan tat almayı ve başarılarımıza sevinmeyi beceremeyiz.”

Aynı zamanda “The Social Animal”‘ı da baş ucuma koydum; onun yazarı da David Brooks. Henüz dilimize çevrildi mi, bilemiyorum ancak orada okuduğum bir kaç cümlenin de bir zihin açıcı nitelikte olduğunu söylemem mümkün: “we are living in the middle of revolution in consciousness… and a core finding of their work is that we are not primarily the products of our thinking. We are primarily the products of thinking what happens below the level of awareness.” Yani, meali, kişinin kendinin kim olduğunu farketmesi yolunda çok uzun bir zamana ihtiyaç duyduğu. Eylemlerimizi çoğunlukla düşünmeden, bilinç altından yapıyoruz. Hal böyle olunca söylenmeyen ama çarpışan türlü bilinçaltı savaşı ikili ilişkilerde de önemli bir yere sahip oluyor.

Uzun süren insanları ve kendimi gözleme sürecinin ardından, kendimde yararlarını gördüğüm bu kitapları tavsiye ediyorum. Sonuçta, tüm dünya insanları bir etten bir kemikten bir de ruhtan oluşuyoruz; ruhlarımızı zedelemek ya da zedelememek; kendi cehennemlerimizi ve cennetlerimizi yaratmak kendi elimizde. Bunlar da sadece “aman boşver” demekle olmuyor ama tamamen nihilist olmadan bu seviyeye gelebilmek ise bir olgunluk sınavından geçmekle mevcut.

Kendi hayat dosyalarımız, çoğu zaman bir mezar taşında yaşanacak kadar kısa zaman aralıklarından oluşuyor. Bu dosyayı katmanlarıyla oluşturmak ya da kendi arayışlarımızla boş bırakmak, kendi elimizde.

Önemli bir not: tüm bu yazdıklarım, psikoloji ve hayatın çeşitli zorluklarını sorgulamak adına kendi adımlarım; özetle buraya yazarım ama asla bir uzman görüşü olarak almamanızı da tavsiye ederim…

İyi geceler…

Kitapların linki

Hayatı Yeniden Keşfedin: http://www.idefix.com/Kitap/tanim.asp?sid=RD6DY2VKMY8YRL60G3UP&searchstring=hayat%FD%20yeniden

The Social Animal: http://www.amazon.com/The-Social-Animal-Character-Achievement/dp/140006760X

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: