Kırılmadan, dökülmeden…

Bugün bir müzeye gitmeli ya da bir kitabın kapağını açıp o satırlara göz gezdirmeli; satır aralarından kimbilir neler çıkacak.

Image

Yine bu blogda zaman zaman gezindiğim bir kitabın sayfaları arasında buldum kendimi. Bir anakaradan bir adaya doğru seyrederken vapur; daha önce bilinçsizce altını çizdiğim satırların altını bu sefer daha da bilerek çizdiğimi fark ettim. Deneyimdir, insanı doğuran ve var eden bu hayatta. Deneyim, tüm yarınlara ışık veren, ışık tutandır. Küçük adımlardan ayrılıp, büyük adam olma yolunda gitmektir – çoğu zaman bizlere düşen.

Dinle Küçük Adam, Wilhelm Reich’ın kendi toplumsal siyasal sorgulamalarından çıkardığı bir hap kitap. Uzun dönem blogumda, sana notları yazıyorum; kendi içinde yüzleşmelerin ve dünyayla yüzleşmelerin bir  izdüşümü o notlar… Yardım etmek, insanın kendi kendine yardım etmesi ise en kuvvetli içgüdü olmalı hayatta.

Reich şunu diyor: “Seninle ilişkimi uzun zaman sürdürdün, çünkü senin hayatın benim hayatımdı, sana yardım etmek istiyordum. İlişkimi sürdürdüm, çünkü sana sahiden yardım ettiğimi, senin de bu yardımı sevinçle ve yaşlı gözlerle kabul ettiğini görüyordum. Zamanla, bu yardımı kabul ettiğini ama savunmak istemediğini ayrımsadım. Bense, yardımımı savunup senin adına korkunç savaşlara girdim. Sonra liderlerin gelip eserimi yerle bir ederken, sessizce izledin onları. Sonra ben, senin führerin ya da kurbanın olmadan sana nasıl yardım edilebileceğini öğrenmek için, seninle ilişkimi kesmedim.

… bendeki küçük adam, “özgürleştirmek” istediğinde korkuyorum senden. Çünkü sen, bendeki seni ve sendeki beni bulgulayabilir, korkutabilir ve öldürebilirdin bendeki seni. Bunun içindir ki, özgür olman için herhangi bir köle olmaktan ve ölmekten vazgeçtim bir süre önce….” (s. 19).

Hayat, kendi içimizdeki ve dışımızdaki köleliklerle dopdolu geçiyor. Dışımızda, bizim sesimizi çıkaramayacağımız hale getirilen bir siyasi sistem var, içimizde kendi dünyalarımızı yeniden bozup yeniden yıkıyor, kimi zamanda bize dayatılan bir yaşamın içinden akıp geçiyoruz.

Kırılmalar kırılganlıkları, kırılganlıklar hayatın bir aşamasını oluşturuyor çoğu zaman. Kırılmadan, dökülmeden yaşamak çok kolay değil; kırılganlıklarımızla, döküntülerimizle bir yaşantıyı sürdürüyoruz; adına yeni yeni anlamlar koyarak, bir başka hayat izini, diğer hayatlara taşımamaya çalışarak.

O sırada yaşam göz pınarlarımızdan akıp geçiyor, o göz yaşının neden döküldüğünü bile anlamadan.

Kırılmadan, dökülmeden, yıkılmadan yaşanmış bir ömrün diğer ömürlere de hiç bir faydası yok…

Bir önceki yazı için: http://t24.com.tr/yazi/yalnizca-sen-kurtarabilirsin-kendini/2657

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: