Dağınık ve sakin: buz pateniyle hayat

Bir cümle vardı; hah yazayım buradan diye başladım. Bir baktım, cümle uçmuş, cümle romantik, cümle yine iç arayışlarla dolu. Ara tara dur içinde, dünyanın gizemi bir iç ruha mı saklı sadece?

Ruhun içinin dışında bir dış dünyayla boğuşuyorum uzun zamandır ya da boğuşuyordum da denilebilir. Dış dünyayı anlamlandırma çabasında olmak – belki de bu boğuşmanın nedeni.  Sonra nasılsa fark ettim – uzun ve zorlu bir yoldan olduğu kesin – bir insana, bir hayata ve hayatların oluş şekillerine anlam veren bizzat kendimmişim. Olmayan anlamları, olmayan adreslerde aramaktan başka bir yol bulamamışım; her derdin kendi içinde bir çözümü varmış – sakin kalınca insana bu kalıyor…  Bu da ruhun özünün kaybolmasıyla eşdeğermiş. Kendini başka hayatlara rehin vermekten öte geçen bir eylem hali değilmiş. Bu da bir zamanın gereğiymiş; anlamlandırmak kendini tanıyışların bir parçasıymış. Pek karmaşık ve pek iç içe oldu galiba; belki de anlattığım hem bu kaos hem de bu iç içelik bir de aynılık ile ayrılık. Biri olmayınca sükunet doğmuyor. Sası bir yaşam oturuyor boğaza. 

Tüm bu satırları -ve dahi- blogu neden yazıyorum? 4 yıl önce ölümden döndüm; 11 yaşında ölümden döndüğüm gibi… Üzerinden atladığım ölüm tehlikesinin ve hayatın geçici olduğu bilgisi üzerimden hiç geçmedi. Bu hala böyle. O nedenle, bugüne kadar yaşadıklarımdan dünyaya bir iz kalsın diye yazmaya yeniden başladım. Uzun bir hayat molası vermiştim – daha önceleri….Benim için hayatın zorlukları ancak yazınca aşılabilirmiş – belki de aktarınca, sadece ifade edebilmeyi becerince…

Bu kendi deneyimimle sabit: toplumsal bir travmanın insanın içinde kalmaması lazım. Elbette onu aktarabilme gücünü bulabilmek en önemli adım. Çünkü ancak anlatınca dertler paylaşır ve anlatınca dertler ortaklaşır. Hep derim ya Şükrü Erbaş’ın dizeleriyle “insan insanın zehrini alır.” Ve ortaklaşan dertlerden de, olsa olsa bir çıkış yolu bulunur…

Bu ortak dertleri tüm yükleriyle sırtlamak sonra o yükleri bırakmak ve ortak dert olduğunu farketmek  bir zaman meselesi. Benim açtığım kadarına bir başkası hazır olmaz belki; beni de anlamaz, belki sadece “ahanda deli konuşuyor” belki de duygusal olarak ağır gelir, hem yaşananlar hem aktarılanlar. Kimbilir…

Ve 1996’dan bir kuple… Çok eski bir öykümü yeniden buraya geçireceğim; insan bir dönem yaşadığı sıkıntıları kendi kendine dile getirmeyi başarır ve anlamlarını da sonra içine koyabilmeyi başarırmış – karınca kararınca. Bu yazı, 11 yaşında ağır bir travma yaşayan bir kız çocuğunun kendi travmasını anlatışından başka bir şey değil; bir yaşıma daha girmek üzereyken bu kısa öykücüğü böyle okuyorum. 

Görsel“Tanyeri ağırırken onu gördü. Donmuş gölün üzerinde Carmen’in müziğiyle nasıl da dans ediyordu. Ne kadar da canlıydı. Üstündeki giysiler nasıl da albenilli, nasıl da renkliydi. Nasıl da bakıyordu ona, masum iri gözleri nasıl da açılmıştı. Gövdesi nasıl da titriyordu soğukta….

Yabancı, gölün ve kızın bir hayal olduğunu biliyordu. “Bu göle gelirsen, bu göle adımını atarsan sen de öleceksin….” 

…. Donmuş göl ve kız bu sözlerin üzerine yok oldular. Onların yerini yeni doğan güneş aldı…”

Bu gece, dağınık ve sakin. Bir öze kavuşmanın huzuru, bir de üretebiliyor olmanın güzel hissi.

Bir günbatımından nefes almadan, o günbatımını hissetmeden dünya da hissedilemiyor galiba.  İşte bir öyle bir böyle derken hayat geçer… Bir an var, bir de ana bakmak var. Nasılsa hayat  ikisi arasında geçip gidiyor. Haksızlık ise hayatın orta yerinde kalıyor; biz hayattan geçiyoruz ama haksızlıklar baki kalıyor. 

Dinleme önerisi: Wolfgang Haffner / Hubert Nuss / Lars Danielsson: 

 “Silent Way http://www.youtube.com/watch?v=GnrywJLURiA 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: