Tadımlık: Ali Sirmen – “Sevgiliye Mektuplar”

Ali Sirmen Cumhuriyet’teki köşesinde her pazar “Sevgiliye Mektupları” yazar…. Bu mektuplar, bundan bir kaç yıl önce Cumhuriyet Kitapları’ndan derlenerek çıkmıştı. Kitabı o günlerde almış, bir zaman okurum diye kütüphanemin bir kıyısına koymuşum. Pazarları okuyunca başka yazılar, bugün okuyunca daha başka… Yazılarından “tadımlık” bir kaç cümleyi alıyorum bugün buraya…

Kitabı da okumanız dileğiyle…

Yazı: “İki Kişilik Yalnızlık”

“İki kişinin, kendilerinden başka herkesi tehlike görecekleri ve kimseyi içine almayacakları bir dünya yaratmaları, sonra onu büyük duvarlar altında korumaya alarak ikili teklikte yaşayacakları bir yam bana hep kabus gibi görünmüştür. Onun nasıl bir şey olduğunu düşlerken bile ürperiyorum. 

Herkesten böylesine uzaklaşıp iki kişinin koca bir alem içinde ikili bir yalnızlığa kendilerini mahkum etmelerine aşk diyebilir miyiz? 

… İçine kimsenin girmediği bir ev nasıl bir sevgi mabedi olabilir?

Bu olaya tanık olduktan sonra “yalnızlık paylaşılmaz / paylaşılırsa yalnızlık olmaz” diyen Özdemir Asaf’ın haklı olmadığını anladım. 

Hatta diyebilirim ki, partneriyle paylaşılan iki kişilik yalnızlık, ki var olduğunu hepimiz görüyoruz, o paylaşılamayan yalnızlıktan çok daha koyu, çok daha korkunç, çok daha fecidir. 

Çünkü “iki kişilik yalnızlık”, adamı önce vezir etse bile sonunda rezil ediyor..” (s. 163-164)

Yazı: “Avni’nin Atları Neyin Atları?”

Avni Arbaş'tan Nazım Hikmet...Nazım Hikmet,

Bu atlar Avni’nin atları

Kuvayı Milliye atları

…….

Titrer burun kanatları

bu atlar Avni’nin atları

diyor.

O atlardan biri, “Kalpaksız Kuvvacı” Uğur Mumcu’nun Ankara’daki evinin duvarında duruyor.

Avni’nin atları, gerçekten Kuvayı Milliye atları.

Avni Arbaş da, Nazım Hikmet gibi aynı dünya görüşünü paylaşan ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından fazlasıyla horlanan, sıkıntı çekmiş kişilerdi. 

Nazım ömrünün son yıllarını koyu bir gurbette yaşadı, orada vatan hasreti içinde can verdi, Moskova’da yatıyor şimdi. 

Avni Arbaş yaşamının otuz yılını Paris’te sürgün olarak geçirdi. Altmışına merdiven dayamıştı Türkiye’ye döndüğünde. 

 

Avni Arbaş...Bu denli haksızlığa uğrayan iki adamı, Nazım Hikmet ile Avni Arbaş’ı Kuvayı Milliye atları çevresinde birleştiren nedir diye sorma Sevgili.

Onları aynı noktada buluşturan bilinçtir, bilinç. …”

 

 

Avni’nin Atları – Uğur Mumcu: http://www.umag.org.tr/tr/icerik/goster/158/avninin-atlari 

 

Özetle, bir dönemi, bir başka yaşamın sorgulamalarını, bir dönemin insanlarını, İstanbul’un başka bir kültür – sanat ve anı çevresini okuyun…

Nasıl bir dünyadan, nerelere geldiğimizi görünce insan, işin açıkçası üzülmeden de edemiyor.

“Lafın kısası Sevgili, kültür zenginliği için illa yoksulluğun, sevinç ve sevgi için illa yoksunluğun bitmesini beklersek eğer, nafile yaşar ve bunların hiçbirini tadamadan göçer gideriz.”

 

“Çünkü umutsuzun dilini en iyi başka umutsuzlar anlar…” 

Ali Sirmen, Sevgiliye Mektuplar, Cumhuriyet Kitapları, Ekim 2007.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: