Güncel tadımlık Sabahattin Ali: Türkiye Hapishaneleri

Urfa’da 13 kişinin yanmasıyla başlayan ve çocuk koğuşunda da -şu ana kadar- yaralıların olduğu hapishaneler konusunda taa 1933’ten bir alıntı yapacağım. Sabahattin Ali’nin kendisi de, hapishanelerde uzunca vakitler geçirmek durumunda bırakılmıştır ve bu konuda bir makale yazmış…  Suçlunun işlediği suç ne olursa olsun “insan olarak” görülmediğini – koğuşlarda 300 kişilik koğuşlarda 1000 kişinin yatması gibi “basit” sıkıntıları bir tarafa koyalım; bir de bu durumun nedenlerini bir kenara. Ali, bir güzel açıklamış.  Makale uzun ve telif hakları gereğince hepsini almıyorum: onun yerine bir kaç kısmı seçerek aldım.

Not:  Şanlıurfa Cezaevi Müdürü başka göreve atandı; bugün cezaevine klima takıldı. Hımmm…

Alıntı ise şöyle:

 


Türkiye hapishanelerini başlıca üç kısma ayırabiliriz:

1) Büyükşehir hapishaneleri.

2) Vilayet hapishaneleri.

3) Kaza hapishaneleri.

Birinci sınıf hapishaneler yalnız İstanbul ve İzmir’dedi. Bu hapishaneler, nisbeten beynelmilel mahiyette olan mücrim tiplerini, cemiyetin çizdiği yoldan bilerek çıkan zayıf karakterli, yanlış düşünüşlü psikopatları ihtiva ederler. Türkiye’ye has olan mücrimler yalnız hiddet veya içki tesiriyle veya kıskançlık yüzünden katillerdir. Diğer mahkumlar, yani hırsızlar, yankesiciler ve diğer serseriler umumi mücrim evsafını haizdirler.

Türkiye için asıl haiz-i ehemmiyet olan ve çok karakteristik vasıflara malik bulunan hapishaneler, vilayetlerde veya müstakil ağır ceza teşkilatına malik kazalardaki umumi hapishanelerdir.

Bu hapishaneleri umumiyetle mücrim olmayan mahkumlar doldurur. Ekserisi katilden yatan bu mahkumlar, kendi muhitleri ve zihinleri nazar-, itibara alınırsa, gayet tabi, makul ve namuslu insanlardır. Çocukluktan beri, kendisine küfür edildiği zaman silaha davranarak namusunu kurtarmayı meşru ve lazım gösteren zihniyet ve muhit telakkileri, buna karşı olan kanunun karşısında eriyecek kadar zayıf değildir…

(devamla…)

 

Cürümlerinin mahiyeti itibariyla beynelmilel evsaf arz eden adi mücrimlerin de bizde bir hususiyetleri vardır: Bu adamları cürüm yapmaya sevk eden, başka memleketlerde alelekser vaki olduğu gibi, anormal bir takım temayüller değil, doğrudan doğruya sefalettir. Başka memleketlerde cemiyetin iyi yapamadığı insanlar mücrim olur, bizde cemiyet çok kere kendisi mücrim yapar. Gerçi bütün burjuva cemiyetlerinin, mücrim yetiştirmesine sebep olduğu iddia edilmekte ve bu iddia doğru bulunmakta ise de, bu gibi cemiyetlerde de hiç olmazsa işin zevahiri kurtarılmaya çalışılmata ve hiçbir memlekette bizde olduğu kadar cürümlerin esbab ve evamiline lakayıt kalınmamaktadır.”

 

 

Kaynakça: Sabahattin Ali, Mahkemelerde, 9 Mayıs 1933, YKY.

Not: Mücrim – suçlu anlamına geliyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: