Sana notlar: Edith Piaf: “Je Ne Regrette Rien” i dinlerken…

Uzun zamandır aklıma gelen bir melodiyi seninle paylaşmak isterim bugün... Edith Piaf'ın hayatını anlatan "La Mome" vizyona beş yıl önce girmişti. Kaldırım Serçesi ise TRT'de gösterildiğinde sanırım yıl 1989 olmalı. Tam anlamıyla sıfırdan gelen bir kadının kaldırımlarda şakıyarak çıktığı şöhret merdivenleri, yaşadığı aşklar, akabinde yaşadığı acılar, sonra aldırmazlığa sardığı ruhu... Hangi yaşta izlediysem beni çarpmıştır.... Continue Reading →

Reklamlar

“La plage”

http://youtu.be/ReLllNkqcxw

Tadımlık: “Anne, tut elimi!”

Bir "farklı" kız çocuğunun hikayesini anlatıyor Uygar Şirin, "Anne, tut elimi!" kitabında. Dünyadaki tüm kötülüklerin kaynağının kendisi olduğunu ve kendisini sevenlerin eninde sonunda öleceğini düşünerek kaçıveren 11 yaşında bir ufaklığın hikayesi, dilini kaybetmiş, görüyor, tüm kalbiyle hissediyor ama sadece yazabiliyor. Kitap ve yazarı hakkında detaylı bilgi: http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Anne+Tut+Elimi-524 Tadımlık bir parçayı buraya alayım: "Sonra, yani her şey... Continue Reading →

Bir toplumun bilinçaltı nasıl temize çıkar?

Sevgili sen, Bu mektubu sana bir denizin kıyısından yazıyorum. Dalga seslerinin kayalara usulca vurduğu bu sabah, aniden uyanıp seni düşündüm. Seni düşünmek, kendimi de düşünmek anlamına gelirdi. Sen ile ben; aslında toplumsal hayatın iki katmanıyız; ne kadar farklı görünsek bile birbirimizi tamamlıyoruz. Sabah denizin billurluğuna bakarken, Ernest Gellner’in “Milliyetçiliğe Bakmak” kitabında “günlük hayatımız siyaset dilimizin... Continue Reading →

“Uğur Mumcu Ölümsüzdür”

Bir kaç yıldır, um:ag'da, yayın yönetmenimiz Orhan Bey ile bir kitap üzerine çalışıyorduk. Babamın ardından yazılanlar. Elbette işin büyük çoğunluğunu Orhan Bey yaptı; ben 1993 yılında açılan defterleri okurken çoğu zaman hüngür hüngür ağlamadan devam edemedim, ne yalan söyleyeyim. Biliyorum, aradan çok uzun zaman geçti, bizler büyüdük; o gün rahme düşen bugün neredeyse 20 yaşında.... Continue Reading →

Tadımlık: Sessizlik üzerine…

"Solamente tu sai Anche senza parole Dirmi quello che voglio sentire da te..." http://youtu.be/kdoIm7CSSso Sergio Cammariere, iki insan arasındaki yegane sessizliği ve bilme halini anlattığı bu şarkıyı sakince söylerken, bu dönemlerde okuduğum bir kitaptan sessizlik üzerine tadımlık bir kısmı buraya aktarayım.... Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son... Continue Reading →

Gece notlari

Sana uzun zamandir mektup yazmiyorum. Biliyorum, e-mail kutusunda bir isik yanmasini bekliyorsun. Zaman zaman ofkeli, zaman zaman sefkatli o mektuplar suya yazilan notlar gibiydi; bir doneme ait, su her harelendiginde ucusan sozlerdi. Sana dair sozlerimdi. Bu satirlari, uzunca bir yolun sonundan yaziyorum. Goruyorum, hak etmedigini dusundugun turlu sozler duydun ve cok garipsedigin turlu davranislar gordun.... Continue Reading →

Tadımlık: “Ülkesi Olmayan Adam”

Yazlık evlerde kaderine terkedilmiş kitaplar vardır. Yaz kitabı diye gezer kumlu deniz çantalarında, sonra bunu okudum, taşımaya gerek yok diye bırakılır bir kenara. O kenarda birikenlerden iki raf dolusu kitap çıkar, bir bakarsın. Çocukken okuduklarının içine, ergenken okudukların birleşir... Bir de dönemlerin ruhları siner kitapların içine. Zaman zaman okuduğunu dahi unutursun. Şimdilerde başka bir kitabın... Continue Reading →

Tadımlık: “Ülkesi Olmayan Adam”

Yazlık evlerde kaderine terkedilmiş kitaplar vardır. Yaz kitabı diye gezer kumlu deniz çantalarında, sonra bunu okudum, taşımaya gerek yok diye bırakılır bir kenara. O kenarda birikenlerden iki raf dolusu kitap çıkar, bir bakarsın. Çocukken okuduklarının içine, ergenken okudukların birleşir... Bir de dönemlerin ruhları siner kitapların içine. Zaman zaman okuduğunu dahi unutursun. Şimdilerde başka bir kitabın... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: