12.12.2012 notu

Yaşanan herhangi bir olayı arkanızda bırakmak için bir zamana ihtiyaç vardır, bir de dostluğa…

2012 yılı – 9 gün sonra – Marduk çarpar mı çarpmaz mı bilinmez, etrafımdaki bir çok insan için zorlu geçti.

Bir çok arkadaşım, bu yıl boşandı, yakınlarını kaybetti, bir çok dost bu yıl yollarını ayırdı.

Bir çok olay bu zamanda birbirinin içine girdi; bir çok insan birbirinin içine girdi, sonra ayrıldı.  Bazı insanlar hayatımıza girdi, birbirine yakın insanların hayatını birbirine katmak için azami çaba sarf eden de oldu. Değirmen gibi söz taşındı insanlardan insanlara doğru; kendilerine biçtikleri pozisyonları korumak için rakı masalarında çok insanlar yakıldı.

Duru kalabilmek, her zaman en değerli olan oldu. Kısa vadeli kayıplar yaşansa dahi.

Haksızlık hep yapılırdı, haksızlık yapanlar sadece omzunu silkip yoluna devam ederdi; ama bilmezlerdi doğanın haksızlıkla mücadelesi hiç bitmezdi.

Ve hayat simetriden ibaret değildi, bunu anladığım bir yıl oldu.

Ve hayat 2013’e doğru akıp gidiyordu, akmaya da devam edecek; bizler bu dünyada varolmaya devam ettikçe …

Reklamlar

One thought on “12.12.2012 notu

Add yours

  1. merhaba özge,
    cuma günü, farklı bir heyecanla taksime gitmiştim,
    ilk sunum heyecanı, farklı bir ortam, yeni insanlar…
    ama bambaşka düşüncelerle döndüm eve,
    hala sorularımın cevabını bulamadım.
    ama seni tüm sosyal ortamlarda buldum,
    facebook, instagram, twitter, bloğun..
    hangisinden sana yazmalıyım bilemedim,
    derdimi doğru dile getirebilir miyim, mütereddidim.
    ama söylemek istedim,
    yazdım yazdım sildim.
    seni, statik enerjini çok sevdim,
    ama bunca zaman neden bir kez bile bir anma programına gidemediğimi bilemedim,
    yine de gider miyim, cesaretim olur mu bilemedim,
    ‘halk, din sömürüsünü affetmez’ der ya baban,
    bu sebeple affetmiyorum işte özge,
    her bir taraftan sömüre sömüre aynı fotoğraf karelerinde biraraya gelmekten çekinir oldum iyice,
    gözlerine bakarken ‘keşke bu uzaklık olmasa’ dedim,
    bir ‘kapalı’ olarak hisse kapalı olmadığımı…
    bunları neden yazdığımı bilmediğimi bilmeni istedim..
    ‘being speechless is a way of imprisonment ‘ echo sunumumdan bir cümleydi madem,
    hislerimi ifade etmeden edemedim…

    evgeny grinko çalıyor , faulkner uyuyor…
    uyusak ve rüyalara uyansak….

    oğlunu öp benim için,
    memnun oldum seni tanıdığım için….
    affet,acını hissetmediğim günler için…
    ……f.betül….a hamartia story of narcissus & an immortalization myth of echo…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: