Bir öyküden parçalar 3: “Yüzünde yaşam izleri vardı”

Bir kitap fuarı için Bologna’dayım. İşim bitmiş, akşam yemeği için uygun bir yer seçmiş, elimde kitaplarımla beraber oturuyoruz. Notlar alıyorum bir başka deftere… O küçücük notlar cümlelere dönüşüyor sonraları.

Notları aldıktan sonra, Bologna’nın birbirinin içinden çıkan sokaklarında yürümeye başlıyorum. Bologna kızıl elbette, bordo – kırmızı tuğlalarla örülmüş kiliselerin, okulların yanından geçiyorum. Başka bir şehrin güzelliği, galiba kendi yaşamımızdan ayrılıp bir başka hayata bakmanın huzurunu vermesi. “Belki buralarda doğsaydım…” düşüncesi…

Aklımda kimbilir hangi geçmiş günün an kırıntısı, sony walkman (evet ipod değil) bir anı hatırlatan bir şarkı çıkıveriyor…

An geçmiş çoktan değişmiş her şey…  Hayatlar yine başka yollara akmış, kesişmelerin zamansız buluşması da son bulmuştu.

“… Ve yaşam bize hiç aldırmadan / nasıl da devam ediyordu…”

Sokaklarda yürüdüm uzunca ve uzunca… Gece korkutana kadar.

Sonra?

Sonrasında yaşam bizlere aldırmadan devam etmeye çalıştı. Faniliğin içinde debelenip duruyoruz işte, aldıran bizler oluyoruz.

O günden sonra, güzel günlerimiz de oldu, sayısız mutlu ol, sayısız gülüş… Sayısız aldanış, sayısız haksızlık ile harmanlandı.

Var oldukça, olacak bunların hepsi. Kırıklar, darılmalar, hezeyanlar, kanamalar, sevmeler, taşmalar, kayıplar, ölümler..

Hepsi olacak. Hayat bu işte.

“Eğriliyoruz, doğruluyoruz.

Eziliyor, büzülüyoruz.

Buğday misali övülüyıruz

Hamur misali yoğruluyoruz…

Günlerimizi birbirine ekleyip

Sana doğru geliyoruz.”

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Reklamlar

Bir öyküden parçalar 3: “Yüzünde yaşam izleri vardı”’ için 4 yanıt

Add yours

  1. En güzel yorum bile ne kadar iğreti duruyor bir yazının altında bilemezsiniz.

    Yine de söylemek istedim, yazdıklarınıza denk geliyorum arada; hep o tanıdık duygu;

    “iki çay içmiştik orda biri açık, keşke yalnız bunu için sevseydim seni…”

    Çok duru sahih bir dil var;

    Ama sanki hep gölgesini takip ediyorsunuz birşeylerin;
    Söyleyecek çok sözünüz var, pergelin bir ucu tüm dünyayı yeniden keşfedecek kadar meraklı ve sabırlı duruyor;

    Nasıl desem, sözcüklerinizin sesi var hatırası yok gibi;
    “Hayat bu işte” derken bile hep o bilindik kaçış…

    Belkide yanılıyorumdur, bilmiyorum
    Hoşçakalın, sevgiler.

  2. bir kitap yapsak, içinde resimler de olsa ama sadece seçilmiş şarkılar çıksa sayfaların arasından okurken dinlenebilse ama yazı sizin yazınız, hikayeler sizin. Sanırım okuyan herkesin dünyadan kaçış yöntemi olurdu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: