Uzunca bir zamandır elim siyasete ilişkin yazmaya varmıyor. Yazanları da ayrı bir takdir ediyorum. Pravda gibi gazeteler ordusu bir tarafta söylediğiniz her kelimeyle duygusuz bir robot gibi suçlamaya girişirken diğer tarafta akıl ve mantıkla hala bir şeyler açıklanmaya çalışılıyor. Sağlıksız olan medya dünyamız kendi sağlıksızlığı içinde boğulmaya mahkum olacak; görünen o.

Bunların yanından asıl ölüler üzerinden siyaset yapan bir başbakan ve o başbakanın dediklerine karşı sosyal medya başında deliren bizler. Adam başarılı, hakikaten sinir uçlarımızla dahi oynamayı iyi başarıyor. Bu gerginleştirme, faşizan bir noktaya çekme politikası; kitlelerine rağmen kendini tamamen kapana kısılmış ve çaresiz hissettiğinin; o nedenle de bu gerginlik politikasına sarıldığının resmi. Bu psikolojisiyle, kaldırılacak bir vebalin olmadığı bir noktaya doğru çekiyor. Bu ülkede Sünnilik ve Alevilik üzerindeki fay hatlarından biri daha kırıldığında nereye varacağımızı kestirmek ve hayal etmek dahi inanılmaz.

Berkin’i terörist gibi göstermeye çalışırken aklıma kendi hayatımdan şu sahne geldi…

misket_98612

Babamın öldürülmesinden sonra telgraflar yağmaya başladı eve… 93 yılında telgraf, telefon, mektup… Çuval dolusu deftere yazılan notlar… Hepsi sevgi içeren, derin acıları içeren, sonraki nesillere anlatmaya yemin eden… Bunların çoğu da arşivlendi, “Uğur Mumcu Ölümsüzdür” kitabında basıldı. O ayrı bir konu…

Bir de başka türlü telgraflar geldi. “Kafirin parçalanmasına” ne kadar mutlu olduğunu söyleyen adamlardan… “Şerefsiz daha da….” Şimdi hatırlamaktan bile rahatsızlık duyduğum mesajlar; bugün dahi aklımda kalmış. Aklım ve kalbim alamamıştı o günlerde, çünkü zaten öldürmüşlerdi; evinin önünde…

Berkin, 14 yaşında, çatışma olan bir mahallede ekmek almaya çıktı, başına gaz fişeği geldi… 8 aylık koma günlerinden sonra 19 kilo bu dünyaya veda etti. Ve cinayeti de “kör bir balıkçı gördü”. Burakcan, Okmeydanı’nda sosyal medyada bin kaplan gücünde “arkadaşları” tarafından çağrıldı… Meydanda elektrikler teknik bir sıkıntı yaşanmış, kesilivermişti.Ve resmi açıklamalara göre DHKP-C tarafından öldürüldü.

Bu çocukların her ikisi de sistemin ayrı noktalarının kurbanı oldular.

O nedenle, babalarının yaptığı çağrılar başbakanın nefret dolu imalarından bin kat daha ciddiye alınmalıdır.

Acınızla dalga geçen, küfreden; onun üzerine siyaset yapmaya çalışanlar bugün de oldu, yarın da olacak.

Bu çocuklar öldürüldüler; onları kim öldürdüyse, kim emri verdiyse, kim alet olduysa bugünkü yargı lekeli de olsa önüne çıkarılmalıdır.

Diğerini de tarih nasıl hatırlar, yaşayarak göreceğiz…

Bu ülke esasen duygular ülkesi. Acıların üzerine koyduğumuz çoğu zaman hissizleştiğimiz içinde daha çok ölümün olduğu duyguların ülkesi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: