Değişim?

Dün seçimler oldu. Bilmiyorum, siz heyecanlı mıydınız? Ben, değildim; sonuç belliydi… Yine de gittim ve oyumu kullandım. Hiç bir zaman kazanan olmayacağımın bilinciyle. Bu da insana bir atalet hali getiriyor; aksi mümkün mü? Belki de mümkündür…

Yeni Türkiye, balkon konuşmaları ve türevi siyasi söylemlerin uzağında yaşamak ise mümkün değil. Başınızı evden dışarı uzattığınız zaman afişler, 3 metre 5 metre… RTE her yerden size bakıyor.

Yıllar boyunca Türkiye siyaseti merkez – çevre ilişkisiyle ele alındı. O düzlemden gidersek merkez onlar, biz ise çevreye geldik; ama gettolaşan bir çevre… Bizden kastım belki de “endişeli modernler”. Yani, şehrin merkezinde yaşayan, daha çok sol partilere oy vermeye çalışan ama her seferinde daha da sağda duran milliyetçi ya da Müslüman kimliğini ön plana çıkaran bir adayla karşılaşanlar. Belki de, seçiken cumhurbaşkanına sorsak belki daha iyi, “onlar” kim diye?  Neticede, kendini ahlaken tanımlarken, itelediklerinin tanımı içine her daim başka bir kesim girdi…  Siyaset esasen insan ilişkilerin kayganlığına, lafların yayılmasına ve büyük ölçüde güç odaklanması ile korkuyla biçimlenen bir oyun şekli. İktidarın, muhalefeti nasıl ötekileştirdiği ise bu oyunun en acı hali. Sürekli düşman yaratmak, düşman üretmek ise altında korkunun yattığı bir oyun türü.

Neyse, siyasetin gidişatı ise iki düzlemde olacak gibi… Sünni – Müslüman çizgi ile Kürt – Laik çizgisinde. Kendini laik ve merkezde tanımlayanların ise anlam dünyaları alt – üst olacak yeniden… Merkezin yeni kimliği ne olacak? Gelecek günlerin sorusu da bu olabilir. Değişim merkez siyasette yaşanacak gibi görünüyor. Merkezde AKP’ye benzer bir sağ partinin de kuvvetlenmesine ihtiyaç olabilir; 2015 seçimleri öncesinde misal. Neticede, normalde olağanüstü koşullarda kullanılan cumhurbaşkanlığı yetkilerinin nasıl kullanılabileceğinin işaretleri, RTE tarafından hali hazırda verilmiş durumda. Anayasada mevcut ama aslen uygulanmayan güçler ayrılığı ilkesinin, güçler birliğine çevrilmesi mümkün. Yeni anayasa çalışmalarına son verildiğine göre de, AKP’nin kasada saklı olan anayasa taslağını ortaya çıkarması da mümkün.

Yani, epey krizli, tartışmalı, belki de sınırda İŞID ile savaşlı bir döneme giriyoruz. Ne güzel değil mi? Aynı zamanda Yeni Türkiye, afişleriyle, söylemleriyle, yeni baskı araçlarıyla eski günlerinin hesabını verilmeden bir algı mezarlığının üzerine kuruluyor.

BuxIkIjIUAAqUb3 Karikatür: “Kral Çıplak”, Mehmet Zeber, 69. Yunus Nadi Ödülleri Karikatür Birincisi

Uzunca bir süredir, yazıya, çiziye; özetle buralara uğramıyordum. Uzunca bir süre, ülkenin oyun hamuruna benzeyen siyasetiyle – yorum yapmak, okumak, öfkelenmek, anlamlandıramamak, yeni anlamlar aramak gibi hallerle – içli dışlı olunca insan bir süre dinlenme ihtiyacı duyuyor. Yazım biraz dağınık farkındayım… Ama şimdilik bu kadar…

Yakında yeniden görüşmek üzere..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: