Charlie Hebdo ve yaman çelişki

Cinayetler korkutmayı ve sindirmeyi amaçlar.  Şu noktada, hali hazırda muhalif kimliğiyle zar zor tutunabilen gazetecilerin, çizerlerin kısaca insanların tehdit almasını, kötü bir sonla karşılaşmasından korkuyorum. Yeni Türkiye buna dönüştü işte. 1990’lardan daha boktan bir coğrafya yaratıldı.

Bugün Cumhuriyet Gazetesi’nin “Charlie Hebdo” özel sayısını yayınlayacağı bilgisi – Hz. Muhammed’in kapakta olduğu – sosyal medyada yorumlanan önemli bir bilgi oldu… Birkaç gündür ise, önce Leman’ın özel sayısını, ardından ise Uykusuz ve Penguen’in ortaklaşa çıkarttıkları kapakları yorumsuz paylaştım. Leman özel sayısı üzerine gelen yorumların bir kısmı, dergide islami bir nedenle öldürülen karikatüristin neden bir camideki fotoğrafının basıldığı sorusu ve bu dergilerin kapaklarında islam ile uzlaşma yolu ve hatta katillere yaranma yolu seçtikleri üzerineydi. Diğer bir yorum ise -Penguen, Leman, Uykusuz’un “Je Suis Charlie” dedikleri kapağın hali hazırda batılı devlet başkanları da söyledikten sonra belki de zayıf kalabileceği üzerineydi.

Bu yorumlar elbette üzerinde durulmaya ve düşünmeye değer birkaç noktayı ön plana çıkarıyor. İlki, siyasi anlamda islamı eleştiren bir dille ele alırken daha sert olmak ya da olmamak. Ya da ılımlı kalmak… Konu o kadar zorlu ki, bugün ateist olduğunu ya da dinlere inanmadığını söylemek, yeri geldiğinde dini eleştirmek tartışılmadan kabul edilebilir ya da öldürülme tehdidiyle karşılaşılabilir.

Öncelikle, bugünlerde ülkede siyasal islamın yaygınlaşması, cihat için intiharı göz almış insanların psikolojisi ile İşıd tehdidinin tam ortasında bir noktada salınıyoruz. Yani, birilerinin “dini duyguları” incinebilir ve birini öldürebilir, saldırabilir. Daha da ötesi, toplumun büyük bir kısmı “hak etti” düşüncesini de taşıyabilir. Bizler, cinayet ve benzeri olayları, bu ülkede düzinelerce defa yaşadık. Bir nokta, böylesi bir katliamla Fransa ilk defa yüzleşti. Biz ise on yıllardır, aydınlarımızı “milli ve dini duyguları tahrik etmek suçundan” özetle bu mazeretin farklı yorumlarıyla kaybettik… Üstelik o dönemlerde, vicdanı gerçekten sızlayan bir kesim vardı; bugün sayıca azınlıkta kaldığımızı düşünüyorum. Ve devletin, katillere nasıl sahip çıktığını, nasıl davaların dahi zamana bırakılarak öldürüldüğünü de birebir yaşadık. Şu noktada, Suriye’de büyük bir güçle savaşan İşıd’in  adının Daiş olarak RTE tarafından lanse edilmesi de aklımızda duruyor.

B7OsKoMCcAA1Mhf

Önemli bir diğer konu, muhalif kimliğini yazı – çizgilerinde belirttiği için sürekli dava açılan gazeteler ve dergiler ile sahipleri, yazarlarının ile çizerlerinin de sürekli maddi – manevi bir tehdit altında bulunması. Ve tüm bunların üstüne, geçtiğimi hafta, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir karikatürist katliamı yaşandığı durumunu da ekleyelim… İşıd’ın kendi haber sitelerinde bile öldürenleri nasıl kahramanlaştığını gördüyseniz, durumun sadece bir karikatürle sınırlı olmadığını çıkarımını da yapma ihtimaliniz de olabilir. Bu noktada ”İslam bu değil” diye tartışmaya çıkmak ve islami terörün, islam diniyle ve yorumlanmasıyla bağlantısını kesmeye çalışmak belki en basiti. Bu konu çevresindeki tartışmalar önemli olmakla beraber içinden çıkılmaz bir noktaya da evrilebilir. Misal, izlediğim televizyon programında 6 kişinin birbirini susturan uyumsuz polifonisini dinliyorum şu an.

Bu satırları yazarken de aynı zamanda çelişkili konuları düşünüyorum, belki aklımdaki sorulara sizler yanıt bulabilirsiniz:

1) Peygamber karikatürüyle bu ülkede bir dergi basılırsa nasıl bir tepki alınır?

2) Peygamber karikatürünü basanlar dini bir tabunun aşılmasını sağlar mı?

3) Eğer tabu aşılırsa, bu durum yeni ölüm tehditlere yol açabilir mi? Yeni cinayetler, saldırılar yaşanmasına neden olabilir mi?

4) Ortadoğu politikasında, birçok ölümcül kararda imzası bulunan ülkelerin liderlerinin yürüyüşünde de kullanılan “Ben Charlie’yim” ifadesi ilk andaki samimiyetini koruyor mu? Yoksa Ortadoğu’da yeni operasyonlara da bir dayanak noktası mı olacak?

Sorular çeşitlendirilebilir, devamı da gelebilir.

Açıkçası ise, ülkenin bulunduğu halden korkuyorum. Hükümeti eleştirdiğiniz zaman, lobi vs diyerek farklı komplo teoriyle üzerinize saldıracak maddi ve manevi bir yapının yapabileceklerinin sınırsızlığı konusunda, 12 yıldır, yeterli bir fikrimiz oldu.

Bu  satırları yazarken de, bir yandan  midye fetvasını dinliyorum.

Konuyu biraz dağıttım, başa dönerek yeniden sorayım, mizah dergilerimizin kapağı zayıf mı? Cumhuriyet gazetesi Charlie Hebdo özel sayısını ek olarak verebilir mi? Bu karmaşık ve ölümcül tehditlerle dolu ortamda ellerinden gelen siyah kapak ya da kısmi yayınlamak – yani sadece bu olabilir. Bu bir tavırdır ve en önemlisi, birbirinden farklı çizgideki siyasi mizah dergileri, ortak bir tavır almışlardır. Aldıkları tavrın, pazar günkü yürüyüşteki tavrı destekler nitelikte olmadığını, sloganın ilk ve ani çıkış noktasına dokunduğunu da vurgulayabiliriz.

B7PzCfzIcAArDyk

Şahsen, toplumun genelinden aykırı olacak, zamanının ötesine geçen düşüncelerin, zamanında o kabulü görmese, baskıya uğrasa dahi, bir süre içinde bir gerçeğe dönüşeceğini düşünüyorum. Yani, kapaklarda ve baskıda alınan kısmi yayınlamayı öne çıkaran tavrın, Türkiye’de bugünün bir gerçekliğinin yansıması olduğunu düşünüyor.

Yaman çelişki hali de tam burası işte. Tavrı, zamanı ve yerinde; derin toplumsal çatışmaları körüklemeden koyabilme becerisi. Aynı zamanda ifade özgürlüğüne ve dini tabular arasında bir denge kurma gereği. Ama çelişki, bugünden sonra, başka bir bakış açısının ortaya çıkabileceği durumunu da besliyor…

Daha bu konuları tartışmanın başındayız.

Konuşmaya devam edeceğimiz kesin. İfade özgürlüğü, dini özgürlükler, tabular, hepsi yeniden tartışılacak.

Belki bu karanlık durumdan, başka bir kapı açma şansımız olacak.

Reklamlar

Charlie Hebdo ve yaman çelişki’ için 3 yanıt

Add yours

  1. Bir eli bireylerin yakasında bir eli devlette olan siyasal islamın, özgürlük, bilim ve uygarlık karşısında dikilip durması, özünün sorgulanmaması, insanların inanma özgürlüğü kadar inanmama özgürlüğünün de olduğunu kabul edemeyen kitlelerin bakış açısını hak etti olarak yönlendirebiliyor. Çok ciddi ruhsal problemi içinde barındıran suça meyilli bu zihniyetin yarattığı tabanda normalleşiyor. Görülen o ki sorgulamanın, eleştirmenin, inançsızlığın da bir kanaat olduğunu anlayana ve anlatana dek sürecek bir mücadele. Selen Coşkun

  2. Mutlaka bir direniş var ancak dergi kapakları Cumhuriyet Gazetesi kadar mukavemet gösteremedi ki en büyük tepkiyi mesleki açıdan da onların göstermesi gerekirdi. Sanki şey var başımıza iş açmadan tepkimizi verelim. Elbette içlerindeki öfke, reddetme duygusu ve hırsı kapakları aşacak güçtedir ancak hiç değilse Charlie Hebdo’nun amacını bu cahiliyete açıklama görevini yerine getirebilirlerdi. Bir mizah dergisini en iyi bir mizah dergisi açıklayabilirdi. Açıklamalıydı. Ki karşılaşılarında Başbakanı da Cumhurbaşkanı da dahil top yekun saldıran zihniyete karşı bu onların mesleki ve hatta insani göreviydi. Bildiğim bir şey var ki o da şu; ne kadar korkarsak o kadar üstümüze geldikleri. Ama bireysel ya da kitlesel tepkiler karşısında çaresiz kaldıkları. Bir kitabı bomba sanmalarından bu çok açık değil mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: