Gece notları: Dostluk, kader ve diğerleri

Eski bir yazıyla ısınma turlarına başladım. 2012’de yazdığım bir yazı esasen, köprülerin altından çok sular aktı. 

8589130566701-kitten-wallpaper-hdYazılara ve gece notlarına uzunca bir süre ara verdim. Oysa yazmak kadar insana iyi gelen bir ifade biçimi yok, ara verdikten, bir süre denizlere baktıktan; epey zorlu geçen ardımda bıraktığım bir kaç yılı devirdikten sonra A. Kadir’in şu dizeleri aklıma düştü “başımıza gelen bütün bu şeyler / dünyada olmamaktan daha iyi…”

Geçtiğimiz yıllarda dostluk ve dostluğun ne olduğu üzerine düşünecek türlü olay ile karşılaştım. Hayatınıza insanları aldığınızda, onları seviyorsanız; dürüst davranırsınız… Ama bir çoğundan kazık yersiniz, bir çoğu ise incelikleriyle hayatınızda kalır. Çeşitli defalar başınıza olmadık işler yeniden gelir. Sadece anlamaya çalıştım uzunca bir süre; neden tüm bunlar oldu diye. Ki o da ayrı bir dert kuyusudur, aslen bazı insanlar hayatımıza girer bazıları da çıkmalıdır… Hayat çok kısa, aslen kuşlar da sürekli uçuyor… Sükunet ile geçen dönemlerin tadını da, karman çorman geçen günlerin tadını da çıkarmak lazım…

Kaderi yollar vardır

İyi zamanlardan geçmiyoruz haliyle de sakin ve iyi olaylar yaşamıyoruz. İnsan siyasi olayları yaşarken de, özel hayatında zorlu günleri yaşarken de, kimi zaman hafızasını kaybedecek kadar vahim olaylar ve durumları yaşamışken dahi hayatta tutacak değerli sandığım bir dostluğumu aradım çoğu zaman. Derdimi anlatabileceğim, derdini anlayacak; üzüldüğüm konulardaki hassasiyetlere saygı gösterecek dostlukları. Olduğu gibi olacak, dostum kelimesi hercai biçimde kullanmayacak eski bir dostluğu. Hayatınıza, acınıza kucak açacak ve acınızı iki eleştiri adına bir kaç rakı masasına satmayacak dostlukları.

İnsanların bir kapının önünde ve bir de kapının arkasında nasıl kişilik ile laf değiştirdiğine çok tanık oldum. Zamanın ruhu ile hayatta kalmanın yollarından biri bu herhalde; her kapı ardında başka bir kişilik ve karaktere bürünmek… Hayat, o kapıların ardında görünen saklı bir panayır alanı değil ki çoğu zaman. Başkasının kulağına fısıldadığı kötücül sözlerin yerine, dürüstlüğünüze inanan, canınızı bilerek acıtmayı seçmeyen; ancak size ve hayatınıza saygı gösterenlere dostluk kapıları açık olabilir… Diğerine selam verir, yolunuza geçer gidersiniz.

Sonra bir zaman perdesi iner tüm bunların üzerine…

Sadece kırılan ve bozulan arkadaşlarla mı? İlişkilerinizde yenildiğini düşünen ve kırıldığını düşündüğü egosuna sahip çıkmak için can yakmaya çalışan türlü insan ile de karşılaştım. Psikoloji dalı işte bu durumları, olayları ve insanları anlamak için önemli.

Okuduğum “Hayatı Yeniden Keşfet” kitabında ilişkiler üzerine şunu söyler; kendi sınırınızı ve tavrınızı belirtin ve karşınızdakine de söz hakkı verin; gereğinde tartışın ve iletişim kurun. Birbirine bu anlamda da saygı gösterdikten sonra ancak ilişkiler yürüyebilir. Eğer ilişkiler düzelmeyecek gibiyse, bunu da görebiliyorsanız; kendinizi korumaya alın.

Hatasız olmaz mı insan? Biricik hayatlarımızın kullanım kılavuzu yok neticesinde; düşe kalka yolumuzu buluyoruz işte.

Yani kazıkları yiyorsunuz hayatın farklı dönemlerinde; ilişkinin bozulduğu yerleri düşünüp tamire çalışıyorsunuz ama ardından her daim kapı değiştiren farklı insan hallerini de görünce… boşverin. İnsanlar önce gönüldeki yerlerinden – yüreğime dokunmuşsa da bir dönem – sonra da hayatınızdan giderler. En iyisi de budur.

Tozlar yerine oturunca hayat ne eskisi gibi karmaşık olur ne bundan sonraki günler sütliman olur. Sadece içten kahkahalar; birbirine girmemiş çıkarlar aynı saflığıyla orada durur ve dostluklarınız eğer böyleyse baki kalır. Onların bebeği doğduğunda atlar yanına gidersiniz; sıkıntısı olduğunda saatlerce telefonda karşılıklı sohbetlerde onu dinlersiniz. Boşandığında elini tutar; evini yeniden kurduğunda ilk tabağını alırsınız… İş arıyorsa elinizden geleni yapmaya çalışırsınız… Dostluk benim için hala böyle bir duygu işte.

Böyle dostlarınız varsa onlara sarılın; diğerlerine de size öğrettikleri için bir selam çakıp yola devam edin. Kaderi yaşanmışlıklar hayat yolunu tüm berraklığı yeniden çizer.

 

Ne de olsa; “Başımıza gelen bütün bu şeyler, dünyada olmamaktan daha iyi…” ve Müslim Çelik’in dizeleriyle:

“Kader ağlarını bir defa örer yine de mürdüm erikleri toplamaya değer”…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: