Hikayesiz hikaye

Uzunca bir yol, kıvrılarak akıyor; daha önce gitmediğim kıvrımları beni telaşa sokan bir yola doğru. Bir takım şarkılar arkada dönüp duruyor. Sıkılıyorum çoğu zaman şarkılardan, aklımda türlü günün kalıntısıyla, şarkıların bazen depresif doğası, bazen gümbürtüsü; elim direksiyonda bazen iç çekerek kullanıyorum arabayı. Uzun ikili yolları hep sevmişimdir, bilirsin.

Winding_Road

Az önce dinlediğim  Joan Baez’in bir şarkısı, player’da döne döne sıra ona gelmiş… 1975 yılından, hikaye tozlanmış biraz… Büyük bir aşka adanmış bir hikayeyi anlatıyor, bilir misin “Diamonds and Rust”ı? Joan Baez ile Bob Dylan’ın yaşadıkları aşkı anlatıyor diyor vikipedi. Dönemin iki devinin aşkı, 1975’ten bugüne miras böyle kalmış.

Bu şarkıyı ilk dinlediğim zaman geldi aklıma… Sanki bin yıl önceydi. Sabahın en kötü trafiğinde direksiyondaydım, mp3 player tozlu listeden çıkardı bu şarkı. Boğazımda düğümlenen öfkem, burnumun sızlaması hepsi bir arada oldu. Yoldaydım işte, ne bilebilirdim gözyaşlarımla rimelim birbirine karışırken karman çormanlaşmış bir düşünce denizinde kaza yapmamaya çalışırken kendimi uzaktan seyredeceğimi.

Bak sana anlatmaya çalışıyorum, başlıyorum biraz. Bin yıl öncesini anlatıyorum, yolu anlatıyorum, müziği dinliyorum, araba kullanmayı seviyorum.  İşte sana anlatmayı düşündüğüm her hikayenin içinden bir başka hikaye daha çıkıyor. Seviyorum hikayeleri; onların dağınıklıklarını da seviyorum. İçine dalıp, tüm zorlukları, hayal kırıklıkları, iniş ile çıkışlarıyla düşünüyorum…Hayallerim ve gerçek dünya arasındaki o karman çorman uçurumu düşünüyorum mesela; ne yapsaydım kapanırdı aradaki boşluk? Hikayeyi anlattıkça o boşluk kapanacak belki de. Bunu fark edince eğleniyorum bir yandan, diğer yandan da üzülüyorum; bak o da çok oluyor, üzülüyorum bazen gün içinde bazen en mutlu halimde, bazen de sadece öyle… sakince, bazen öfkeyle düşünüyorum… Anlatmak mı beni sağaltacak yoksa susmak mı? Kendi içimdeki düşüncelere kapılmak mı iyi, yoksa bunları dışarı atmak mı?

O yol aklımın dip köşesinde tüm bunları düşünüp önümdeki bilgisayarıma yazarken, garson “latte sizin miydi?” diye soruyor. Hafifçe gülümsüyorum, “evet benim.” derken bilgisayarın ekranından uzaklaşıyorum. Kahvenin yanındaki küçük kurabiyeden bir lokma alıyorum. Hikaye de biraz böyle işte, içine tümden dalmakla zihnimin dağılması sırasında yazılıp duruyor. Belki de o nedenle yazılamıyor. Belki bilgisayardan uzaklaşıp, hikayeme dair aldığım notlara doğru dönmenin tam sırası. Bir yandan, kalemimin ve defterimin yerini hala pek bişi dolduramıyor.

Biliyorum, hep hikayeyi, ne olduğunu ve geri kalanını bekliyorsun, sana verdiğim bu duygusal ve karmaşık cümleleri, belki bir şeyi anlamaya neden olur diye okuduklarını değil.

Sana neyi anlatayım, nasıl anlatayım? Ki anlatsam mı acaba? Bilemiyorum ki, bilemedim de. Bazı şeylerin neden yaşandığını, neden bittiğini, neden yaşanmadığını, bazı kitap sayfalarının neden açık kaldığını, bazılarının nasıl bir rüzgar esip kapandığını da bilmiyorum. Bugün bildiğim tek şey, o gittiğim yolun sonundaki zeytin ağacını hala sevdiğim. Değişen dallarına kadar ezberledim onu, böceklenmesin diye beyaza boyanmış gövdesini, dökülen yapraklarını, hasat zamanı gelmiş yeşile çalan zeytinlerini, birazı dökülmüş yere bir kısmı duruyor yerinde…

Onu da anlatacağım belki biraz, hikayeyi dinlemenin zamanı geldiğinde… Yolu, zeytin ağacını, yolların başını, sonunu ve sonsuzluğu.

Ama önce garsonun getirdiği kahvemden bir yudum alayım. Belki zihnimi toparlarım bir ara.

Yazıyı yazarken şimdi kulaklığımı takıyorum, bilgisayara bağlıyorum, bilgisayarın dönen listesinden Joan Baez mırıldanıyor o arada:

“You who are so good with words
And at keeping things vague
Because I need some of that vagueness now
It’s all come back too clearly
Yes I loved you dearly
And if you’re offering me diamonds and rust
I’ve already paid”

Karman çorman hal dinse de, kelimeler yakmaya devam ediyor.

 

Not: 2 yıl önce bambaşka bir yazıydı, bugün başka oldu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: